Türkiye’nin İlk Kadın Ateş Savaşçısı: Sabiha Yalçın

Sabiha Yalçın, kendi deyimiyle ateşe koşan kahramanlardan yalnızca biri… 1964 yılının 25 Eylülünde, yani itfaiyecilik haftasının ilk gününde, Konya’da doğdu. Evlerinin 100 metre ilerisinde bulunan itfaiye müdürlüğü onun itfaiyeciliğe ilgisinin ilk başladığı yer oldu.

Sabiha Yalçın: “Daha ilkokul çağındayken, o kocaman kırmızı araçlar, şapkalı itfaiyeciler, kırmızı elbiseler çok hoşuma giderdi. Aynı zamanda çekinirdim de oradaki itfaiyecilerden ama merakla uzaktan hep onları izlerdim.” Babasını kaybetmelerinin ardından ailesi ile birlikte İzmit’e taşınan Sabiha Yalçın, lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamladıktan sonra Kocaeli Üniversitesi’nde İşletme Yönetimi yüksek lisans programını bitirdi. Ardından belediyenin açtığı zorlu sınavı kazanarak Gölcük Belediyesi’nde memur olarak işe başladı. Kısa bir süre sonra da İzmit Belediyesi İnsan Kaynakları Departmanı’nda memur olarak çalışmaya devam etti. Aslında işinde mutlu olduğunu ancak masa başında çalışıyor olmanın ona göre olmadığını fark etti Sabiha Hanım… Ve bir gün insan kaynaklarına gelen bir yazı ile hayatı değişti…

S.Y: “Belediyeden birimimize bir yazı geldi. İtfaiye Müdürlüğü’nün itfaiye eri ihtiyacı olduğu yazıyordu ve birimlerden geçiş yapmak isteyenler için bir yazı yayınlamamızı istediler. O yazıyı görünce “Mutlaka ben de başvurmalıyım” dedim. Bazı kriterler vardı… O kriterlere de uygundum. O an gözümde çocukluğumdaki sokağımız canlandı. O itfaiye müdürlüğü… İçim kıpır kıpır oldu. Hemen o günkü müdürüme “Ben gidiyorum” dedim…” Müdürü Sabiha Hanım gibi özenle çalışan personelini kaybetmek istemediği için göndermek istemedi onu başta. Ailesi de daha önce tek bir hemcinsinin yapmadığı mesleği yapmasına katiyen izin vermedi. Evde abisi adeta isyan çıkardı.

S.Y.: “Sene 1988… Benden önce tek bir kadın itfaiyeci yoktu. O dönemde kadın itfaiyeci olması da ütopya gibiydi. Çekincelerinde haklıydılar. Benim de korkularım vardı ama yangına gidecek, insanları kurtaracak, onlara el uzatacak olma hayali benim bütün korkularımı yok ediyordu.

DAHA İLKOKUL ÇAĞINDAYKEN, O KOCAMAN KIRMIZI ARAÇLAR, ŞAPKALI ITFAIYECILER, KIRMIZI ELBISELER ÇOK HOŞUMA GIDERDI. AYNI ZAMANDA ÇEKINIRDIM DE ORADAKI ITFAIYECILERDEN AMA MERAKLA UZAKTAN HEP ONLARI IZLERDIM.

O günün müdürü Ertuğrul Bey ile bir ön görüşme yaptım ve niyetimi anlattım. Ertuğrul Bey çok şaşırdı ama mutlu da oldu. Beni de çok cesaretlendirdi. “Senin aramıza katılman itfaiye teşkilatımız için mükemmel olur” dedi. Ben o sıcak ilgiyi gördüm ya, daha da cesaretlendim ve epey zor olsa da hem müdürümü hem ailemi ikna ettim ve geçiş yaptım.” Sabiha Hanım İtfaiye Müdürlüğü’ne geçtikten sonra insan kaynakları birimindeki masası belki döner diye tam 6 ay boş durdu. Ama Sabiha Hanım o günden sonra bir gün bile itfaiyecilikten başka bir meslek düşünmediğini ifade etti.

Ve İtfaiye Müdürlüğü’nde ilk iş günü…

S.Y: “Bahçeden içeri adımımı attığımda kalbim yerinden çıkacak gibiydi. İtfaiyeci arkadaşlar dışarıdaydı. Müdür Bey’in odasına gittim önce. Bir oda-bir masa tahsis edildi bana. İlk gün vardiyada olanlar şaşırarak “Hoş geldiniz” dediler. Ben bulunacağım ortamda benden başka kadın olmayacağını biliyordum ama onlar bir kadın itfaiyeci mesai arkadaşları olacağını bilmiyorlardı. Değişik geldi onlara, uzun süre inanamadılar. Benim ilk günümdeki vardiyamda olmayan ve işe kadın bir itfaiyeci başladığını duyan arkadaşlar gelip odamın kapısını açıyor, bakıp, hiçbir şey demeden çat diye kapıyı kapatıyorlardı. Önce biraz tedirgin oldum, kendimi kötü hissettim. Bir müddet öyle devam etti ama sonra yavaş yavaş ben işe alıştım, mesai arkadaşlarım da bana…”

Sonrasında gelsin gecelere kadar süren yoğun mesailer, büyüklü küçüklü yüzlerce yangın, onlarca yangın güvenliği eğitimi ile Kocaeli İtfaiye Müdürlüğü bünyesinde geçen 20 koca yıl… İlkler hep hatırlanır ya, Sabiha Hanım da ilk gittiği yangınları hiç unutamadığını anlattı. İlklerden biri kapalı bir tomruk deposu yangınıydı. Ne yazık ki o yangında, bir itfaiyeci arkadaşı üzerine tomruk düşmesi sonucu şehit oldu… Onun acısını atlatamadan, müdahale için gidilen başka bir yangında da 9 kişi hayatını kaybetti.

 

 

O DÖNEMDE KADIN ITFAIYECI OLMASI DA ÜTOPYA GIBIYDI. ÇEKINCELERINDE HAKLIYDILAR. BENIM DE KORKULARIM VARDI AMA YANGINA GIDECEK, INSANLARI KURTARACAK, ONLARA EL UZATACAK OLMA HAYALI BENIM BÜTÜN KORKULARIMI YOK EDIYORDU.

 

 

S.Y: “Bir inşaat firmasında görev yapan 9 işçi, bir binanın zemin katında aynı odada kalıyorlarmış. Hepsi altlı üstlü ranzalarda… Gece hava soğuk… O tarihlerde henüz o bölgede doğalgaz yok. İçlerinden biri söndüğünü düşündüğü sobayı yakmak için, asla yapılmaması gereken bir davranış olan sobaya benzin mazot karışımını dökünce, sobayla birlikte ev alev almış. Bidonu da panikle yatakların üzerine fırlatınca, her yer tutuşmuş. Camlar da demir korkuluklu olduğu için, hiçbiri maalesef kaçamamış” Daha yolun başında karşılaştığı bu acı olaylar gözünü korkutabilirdi belki Sabiha Hanım’ın ama o pes etmedi; mesleğine dört elle sarıldı, soğukkanlı olmayı öğrendi. Kendi deyimiyle beynini ona göre kodlamayı başardı. Gördüğü yangınlar, insanların hayatını kaybetmesi, yangın önlemenin ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi anlamasını sağladı. Daha çok insana el uzatmak, daha az insanın canının yanmasını sağlamak için yangın önleme eğitimlerine katıldı. Bilgisini, verdiği eğitimlerle binlerce insana aktardı.

S.Y.: “Bir gün müdür bey çağırdı ve bizim görevlerimizden biri eğitim vermek dedi. Beni Karamürsel’de Sivil Savunma mükelleflerine 15 gün eğitim vermek üzere görevlendireceğini söyledi. Daha üç ay olmuştu başlayalı. “Eyvah!” dedim içimden. O zaman bilgiye erişim günümüzdeki gibi değil. Çok sayıda kitap yok veya araştırma yapabileceğim bir internet de yok şimdiki gibi. Kütüphanelere gittim; gece gündüz çalıştım konuya tamamen hâkim olabilmek için. Ve sonunda detaylı bir şekilde hazırlandığım o 15 günlük eğitimi verdim. Hatta eğitim bittikten sonra itfaiyeye teşekkür yazıları bile geldi.”

Sonra hem aldığı hem de verdiği eğitimlerin ardı arkası kesilmedi Sabiha Hanım’ın. 1994 yılında, dönemin en prestijli eğitimlerinden biri olan Ankara Sivil Savunma Koleji Yangın Eğitimi’ne katıldı. Hatta kolejdeki yetkililer, bir kadın itfaiyeci olma ihtimalini hiç düşünmedikleri için “Salih ismi yanlışlıkla Sabiha yazıldı herhalde” diye düşünmüşler. Bütün illerden gelen itfaiyecilerin katıldığı bir buçuk aylık eğitim sonunda yapılan tatbikat, yazılı ve sözlü sınavlardan da büyük bir başarıyla geçerek, Türkiye birincisi olarak tamamladı yangın eğitimini. O günün yerel ve ulusal basınında yer aldı bu başarı. Bu eğitim onun için bir dönüm noktası oldu.

S.Y.: “Yangını söndürmek yangınlara hazır olmak son derece önemli. Ancak yangınları önlemek çok daha önemli. Çünkü hem daha kolay hem de daha ucuz ve zahmetsiz. Esasında yangınlar bir doğal afet değildir. Farkındalık ve nitelikli eğitimle kesinlikle önlenebilir. Bu bizim elimizde. Tek bir bilgi bile insanın hayatta kalmasını sağlayabilir. Bu bilinçle, bundan sonra alanımla ilgili ne kadar eğitim, seminer ve konferans varsa katılmaya çalıştım. Hollanda, Almanya, Fransa, Romanya başta olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışında yangın risk analizi, yangınlara müdahale, kapalı ve dumanlı ortamlarda arama kurtarma, tehlikeli kimyasallar, trafik kazalarına müdahale ve daha birçok konuda uzun süreli sertifikalı eğitimler aldım.” Dokunduğu herkesi aydınlatan Sabiha Yalçın, aldığı yangın eğitimleri ile yetinmedi. Lisans ve yüksek lisansının ardından, önce İş Sağlığı Güvenliği Meslek Yüksek Okulu’nu bitirdi. Ardından da ikinci yüksek lisans programını Yeditepe Üniversitesi’nde İş Sağlığı Güvenliği üzerine yaptı. Çünkü iş sağlığı güvenliği ve yangın güvenliğinin birbirinden soyutlanamayacağını düşünüyordu. Akademik çalışmaları bununla da bitmedi. Binlerce itfaiyecilik öğrencisine mesleğin kapılarını araladı…

YANGINI SÖNDÜRMEK YANGINLARA HAZIR OLMAK SON DERECE ÖNEMLI. ANCAK YANGINLARI ÖNLEMEK ÇOK DAHA ÖNEMLI. ÇÜNKÜ HEM DAHA KOLAY HEM DE DAHA UCUZ VE ZAHMETSIZ. ESASINDA YANGINLAR BIR DOĞAL AFET DEĞILDIR. FARKINDALIK VE NITELIKLI EĞITIMLE KESINLIKLE ÖNLENEBILIR.

S.Y.: “İtfaiyecilik bir meslek ancak o yıllarda her mesleğin bir okulu varken itfaiyecilik okulu yoktu. Dönemimizin müdürüne özenle bir dosya hazırlayarak İtfaiyecilik Meslek Yüksek Okulu açılması önerisini sundum. Önerim kabul edildi. Daire Başkanımızın girişim ve gayretleriyle, 1994 yılında, Türkiye’nin ilk İtfaiyecilik Meslek Yüksek Okulu açıldı. Açıldığından itibaren eğitim vermeye başladım. Oradan mezun olan 14 öğrencimiz de itfaiye teşkilatımıza alındı. İtfaiyemize çok güzel bir ivme kazandırdılar.”

Uzun yıllar boyunca er, onbaşı, çavuş ve amir kadrolarında emek verdiği İzmit İtfaiye Müdürlüğü’nde, Kocaeli, Büyükşehir Belediyesi olduktan sonra “Yangın Önleme ve Eğitim Şube Müdürü” oldu Sabiha Hanım. Yıllar boyu gece gündüz demeden çalışan onun için daha çok çalışmak demekti bu… Çünkü sorumluluğu daha çok artmıştı, daha çok insanın hayatına dokunması söz konusuydu.

S.Y.: “İtfaiyecilik çok kutsal ve bir o kadar da sorumluluk ve özveri gerektiren bir meslek. Tüm hücrelerinizle, tüm benliğinizle yapmanız gerekir. Hem önleme hem müdahale çerçevesinde… “Ben bugün günümde değilim, aman çok yoruldum” diyemezsiniz. Bir işletmeye gittiğinizde “Buraya bakmasam da olur, yoruldum” diyemezsiniz. Sizin bakmadığınız yerde bir sorun çıkabilir ve biri hayatını kaybedebilir.

Binlerce endüstriyel tesise, küçük ve orta ölçekli çok sayıda işyerine; otel, öğrenci yurdu, dershane gibi işletmelere yangın emniyet raporu verdim. Attığım her imzanın arkasındayım. Bugüne kadar benim rapor verdiğim hiçbir yerde, hiçbir can kaybı olmayan spesifik küçük birkaç vaka dışında, yangın meydana gelmedi. Bunu çok önemsiyorum. Peki ben bunu neye borçluyum?

DOKUNDUĞU HERKESI AYDINLATAN SABIHA YALÇIN, ALDIĞI YANGIN EĞITIMLERI ILE YETINMEDI. LISANS VE YÜKSEK LISANSININ ARDINDAN, ÖNCE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLIĞI MESLEK YÜKSEK OKULU’NU BITIRDI ARDINDAN DA IKINCI YÜKSEK LISANS PROGRAMINI YEDITEPE ÜNIVERSITESI’NDE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLIĞI ÜZERINE YAPTI. ÇÜNKÜ IŞ SAĞLIĞI GÜVENLIĞI VE YANGIN GÜVENLIĞININ BIRBIRINDEN SOYUTLANAMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORDU.

Hem hukuki hem vicdani sorumluluğu iliklerime kadar hissetmeme borçluyum.

Meydana gelen yangınlarda, birçok kayıpların yanı sıra, İnsanlar işini kaybediyor, o kocaman işletmeler küle dönüyor. Daha da acısı insanlar ölüyor. O kadar zor ki, bunun vicdani karşılığı. Elinizde olan bir şey için “Boş ver” deme lüksünüz yok. İşin mutfağında yetişmek önemli, yangınlara gidip yangının davranışını görmek önemli. Hangi sektör olursa olsun, yangın riski kendisini ne kadar gizlerse gizlesin, ben o riski görürüm ve yangına dönüşmeden o riski kaynağında yok ederim. Yani yangın güvenliği açısından görünen risklerin yanı sıra görünmeyen riskleri de görebilme yetisi son derece önemli.” Özellikle hiç yangın vakası ile karşı karşıya kalmamış kişilerin yangın önlemlerini gereksiz gördüğünü çok yanlış bulduğunu belirtti Sabiha Hanım. Yangının hatırı, gönlü ve siyasetinin olmadığını, geldiği zaman her şeyi yakıp yok ettiğini vurguladı…

S.Y.: “Yangın önlemleri multidisipliner bir yaklaşımla planlanmalı, uygulanmalı ve yürütülmeli. Tüm yangın önleme sistemleri, riske uygun, standartlara uygun olmalı, çalışabilirliği olmalı ve çalışabilirliğinin, kullanılabilirliğinin sürekliliği sağlanmalı. İşletmelerde tepe yönetimden, son çalışana kadar, farkındalık oluşturulmalı; nitelikli eğitimler verilmeli. ‘Aman bizim başımıza gelmez’ denilmemeli.” Sabiha Yalçın’a göre İtfaiyecilik, sorumluluğunu iliklerine kadar hissetmek zorunda olduğunuz muazzam bir meslek; ateşe koşan her itfaiyeci ise bir kahraman… Kahramanların arasında uzun yıllar tek kadın itfaiyeci olarak çalışan Sabiha Yalçın, kadınlara karşı bazı mesleklerde ön yargı olduğunu, kendisinin de zaman zaman bununla karşılaştığını ifade etti. Tüm kadınlara “Sakın inandığınızdan vazgeçmeyin!” dedi.

S.Y.: “Eminim ki başlarda “yapamaz” diye baktılar bana da. Fakat kendini adamışlığın, çok çalışmanın, kararlılığın, insanların bakış açısını zamanla öyle güzel değiştiriyor ki… Bizim tüm ekibimiz ile yıllar yılı çok uyumlu, saygı-sevgi çerçevesinde çalışmalarımız oldu.” İtfaiyeciliği meslek olarak seçmek isteyen kadınlara da “Çok yoğun bir çalışma hayatına hazır olun” dedi…

S.Y.: “Ben bir ilki başlattım. Benden sonra itfaiye teşkilatlarına gelen, şu anda itfaiye teşkilatlarında çalışan tüm kadın itfaiyecilere selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Tabii ki erkek itfaiyeci kardeşlerime de. Bu kutsal mesleği icra ederken hiç yılmayın, olumsuzluklardan asla etkilenmeyin, olumsuz gibi görünen şeylerin sizi besleyip donatacağını, daha güçlü kılacağını bilin. Asla kısır çekişmelere girmeyin. Yenilikleri sonuna kadar takip edin. Mutlaka kendinizi eğitimlerle besleyin. İlgi bilgiyi getirir, bilgi ise ilgiyi arttırır. Yıllar boyunca, çok yoğun ve yıpratıcı bir şekilde çalışmak içerisinde başka birine ayıracak zaman bulamadım ve mesleğimi yapabilmek için evlenmedim. Bana hep sen mesleğinle evlisin dediler. Sanırım öyle oldu. Bütün işimi enerjimi verdim. Kendime kalmadı.”

Peki Sabiha Yalçın bir daha dünyaya gelse?

 

S.Y.: “Yine ve mutlaka, bir kere değil bin kere gelsem de itfaiyeci olurdum. Çünkü muazzam bir meslek ve benim mesleki olarak hiçbir pişmanlığım yok. Sadece bu kez kendi özel hayatıma birazcık daha zaman ayırırdım…A” Türkiye’nin ilk kadın itfaiyecisi, güçlü, azimli ve iyi eğitimli bir kadın olarak Sabiha Yalçın’ın tüm kadınlara çok önemli bir mesajı var… “Kadınlar okumalı, Kadınlar çocuklarını okutmalı… Eğitim her şeyi açan bir anahtar… Kendinizin, çocuklarınızın, hayatınızın, işinizin güvenliği hep eğitimden geçiyor… Kadınların her şart ve koşulda hiçbir etki altında kalmadan, Hiçbir kısıtlama kabul etmeksizin okumalarını ve çalışmalarını öneriyorum.

Çocukları yetiştiren kadındır…

Gelecek kadınlarımızın elindedir.

Hep birlikte,

Yan yana,

Omuz omuza yürümek dileğiyle…”