Tasarımda Nicelik ve Nitelik

Yazan: Hasan Saraf / Endüstriyel Tasarım Ekip Lideri

Birbiriyle fazlasıyla ilintili olan iki öğeyi, arasındaki farklardan ziyade bu farkları oluşturan bağlantıları ile ele almalıyız. Nicel değişimde belli bir olgunluğa ulaşıldığında nitel değişim yaşanır. Başka bir deyişle niteliğin değişmesi nicel yeterliliğe ulaşarak olur.

Nitelik, bir şeyin oluş biçimi ya da bir şeyin yapısını belirleyen, onu şöyle ya da böyle yapan temel özellik olarak tanımlanan terimdir. Nitelikler, yapılan tasarıma göre ürünün son halinden ayrılmayan, onlara doğrudan bağlı özelliklerdir. Bu zincir birbirini takip eden nitelikler olarak devam eder. Tasarlanan bir üründe kullanıcıyı etkileyen, ona çekici gelen ve ona güven veren pek çok detay olabilir. Tasarım, o uyumlu detayların nitelikli bütünlüğüdür.

Bu bir sevda, heves değil…

Varoluşundan bu yana insan doğayı sahiplenme, biçimlendirme, düzenlenme ihtiyacı duymuştur. İlk alete ihtiyaç duyulması ve onun icat edilmesi ile başlayan tasarım tarihi, içinde hep bir canlıya yaşam umudu veren duygular barındırır. 1700-1800’lü yıllarda başlayan Sanayi Devrimi ile insanların duygularını katarak yaptıkları tasarımlar zamanla yerini farklı amaçlara bırakmıştır. Seri üretim ile daha çok para kazanma mantığı yavaş yavaş o duyguları köreltmeye başlamıştır.

Mevcut eğitim sistemimiz bizlere beynimizin sol tarafını daha ağırlıklı kullanmayı öğretir, sağ tarafın görevini de olabildiği kadarıyla sol taraf üstlenir. Yapılan çeşitli deneylerin sonuçlarına baktığımızda beynimizin sağ tarafının daha yaratıcı aktivitelerde başarılı olduğu bilinir. Bu yüzden beyninin sağ tarafını kullanan kişiler genellikle tasarıma dönük meslek seçiminde bulunur. Endüstriyel tasarımcılar kalıpların içine girmek istemez, hep farklı bakış açıları arar ve sürekli olarak 2+2=? sorusunun cevabının neden 4’ten farklı olamayacağını sorgularlar.

Beynimizin sol tarafı daha sistematik düşünmeye programlanmıştır. Beyninin ağırlıklı olarak sol tarafını kullanan kesim 2+2=? sorusuna tereddüt etmeden 4 cevabını verir. Beynimizin sağı duygusaldır; solu ise değerlendirme ve eleştirmeye daha meyillidir. Beynimizin sağı seslere, renklere ve hayal gücüne daha yatkın çalışır; solu ise yazı ve sayılara, analitik düşünmeye programlanmıştır. Ağırlıklı olarak beyninin sağını kullanan insanlar sezgisel ağırlıklı davranır.

Sürekli yenilik, sürekli gelişim, uzun ömürlü, ilkeli tavır ile hareket…

İnsanın gündelik nesnelerle olan ilişkisi, yaşanan bütün bu dönüşümlerle birlikte ortaya çıkan farklı sosyo-kültürel yapılanmalarla ve anlamlandırma süreçleriyle şekillenmiştir. İnsan sosyal bir varlıktır ve nesnelere sahip olmayı sadece fiziksel özellikleri açısından değil, çevresiyle iletişim kurmak için de istemektedir. Sürekli olarak, insan ve bir canlı ile temas halinde olduğumuz için bu kavramlar çok değerlidir. Bu yüzden, yaşantımızda teknolojik gelişmelere uyum sağlarken özgünlük ve yaratıcılık arayışlarını kaybetmemek gerekir.

Ürün güvenliği ise bir ürün tasarlarken değerlendirirken veya satın alırken dikkate alınması gereken ana konudur. Bir ürün iki nedenden dolayı güvensiz olabilir;

  1. Tasarım güvenli olmasına rağmen imalatta tasarlandığı gibi üretilememiş olduğundan güvensiz olabilir.
  2. Ürün tasarlandığı gibi üretilmiş olabilir, düzgün şekilde çalışır fakat hala güvensizdir. Bu noktada güvensizlik tasarımdan kaynaklanmaktadır.

Biz bu güvensizlik ortamını ortadan kaldırmak için; tehlike anında ürün kullanılırken kullanıcıya “güven” vermesi adına her aşamada detayları tekrar tekrar tartışıp, o anki duyguları hissederek sonuca ulaşmaya çalışıyoruz.

Ve sonuç olarak; hedefimiz tüm bu ve benzeri detayları, değerlendirmeleri, deneyimleri, duyguları, hisleri harmanlayarak tasarımlarımızı daha fazla nicel olgunluğa ulaştırarak, nitelikli tasarımlar ortaya çıkarmaktır.