Tanrı Kadını, “O” Aşk Dizelerini Yarattı; CEMAL SÜREYA

Tanrı
Bin birinci gece şairi yarattı,
Bin ikinci gece cemal’i,
Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı,
Başa döndü sonra,
Kadını yeniden yarattı.

Der şair Ülkü Tamer, dostu Cemal Süreya için. Tanrı kadını, Süreya ise aşkın dizelere dökülen halini yarattı bir başka deyişle…

Asıl adı Cemalettin Seber olan Cemal Süreya, 1931’de, o yıllarda Erzincan’a bağlı olan Pülümür’de doğdu. Çocukluğunun ilk yıllarını Erzincan’da geçiren Süreya’nın ailesi 1938’de Dersim İsyanı sonrasında Bilecik’e sürgün edildi. Ancak annesi Gülbeyaz Hanım erken yaşta ölünce İstanbul’a gönderildi. 1942 yılına kadar İstanbul’da eğitim gören Süreya, 1942 yılında geri geldiği Bilecik’te eğitimine devam etti.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nü kazanan Süreya, ortaokulda sınıf arkadaşı olan Seniha Nemli ile evlendi. 1955 yılında kızı Ayçe’yi kucağına alan Süreya, bir süre sonra eşi Seniha Hanım ile ayrıldı. İkinci evliliğini 1967 yılında, dönemin önemli dergilerinden Yelken’de çalışan Zuhal Tekkanat ile yapan Süreya’nın bu evliliğinden de Memo Emrah adında bir oğlu oldu. Zuhal Hanım ile de evliliğini sonlandıran Süreya, ilerleyen yıllarda iki evlilik daha yaptı. Usta şair ve yazar yaşamının son dönemleri birçok sağlık sorunları yaşadı ve 9 Ocak 1990 yılında hayata gözlerini yumdu.

Romantik Bir Müfettiş

Ortaokul yıllarında Fransızca öğrenmeye başlayan Cemal Süreya, ilk şiirlerini yıllar sonra ilk eşi olacak olan Seniha Hanım’a yazdı. Lise yıllarında edebiyata ilgisi daha da artan Süreya, bu yıllarda Birinci Yeni şiiri ile ilgilenmeye başladı.

Cemal Süreya, bu yıllarda çeşitli takma adlar ile muhtelif dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Eğitimini tamamladıktan sonra Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik, darphane müdürlüğü, Kültür Bakanlığı’nda kültür yayınları danışma kurulu üyeliği, Ortadoğu İktisat Bankası yönetim kurulu üyeliği ve 25 yılı aşkın Türk Dil Kurumu üyeliği görevlerinde bulundu. Yayınevlerinde danışmanlık, ansiklopedilerde redaktörlük ve çevirmenlik yaptı.

İkinci Yeni dendiği zaman, Edip Cansever ve Turgut Uyar’la birlikte akla gelen ilk isim olan şairin ilk şiiri “Şarkısı Beyaz”, 8 Ocak 1953 tarihinde Mülkiye Dergisi’nde yayımlandı. Bu akımın en önemli kuramcılarından da olan Cemal Süreya, İkinci Yeni’ye katılmasına rağmen geleneğe karşı olmadı; şiirlerinde geleneğin değerlerinden geniş ölçüde yararlanıp özgün söyleyiş biçimi, duyarlı ve çarpıcı imgeleriyle başarılı çalışmalara imza attı. Dergilerde karikatürleri de yayımlanan Süreya, “Gül” şiiri ile kendisini tam olarak edebiyat dünyasına duyurdu. 1955 yılında ise “Üvercinka”, “Dalga”, “Güzelleme”, “Üçgenler”, “Cigarayı Attım Denize”, “Nehirler Boyunca Kadınlar Gördüm” gibi önemli eserleri dergilerde yayımlandı. 1957 yılında babası Hüseyin Bey’i kaybeden şair, en sevilen şiirleri arasında yer alan “Sizin Hiç Babanız Öldü mü?” adlı şiiri kaleme aldı.

Usta şair 1958 yılında ilk şiir kitabı olan “Üvercinka”yı yayımladı. Büyük ses getiren kitap 1959 yılında Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazandı. Papirüs adında bir dergi de çıkaran Süreya, eşi Zuhal Hanım’ın geçirdiği rahatsızlığı nedeniyle hastanede yattığı süre boyunca her gün ona yazdığı mektupları “Onüç Günün Mektupları” ismiyle kitap haline getirdi.

Sadece Şair Değil Tam Bir Edebiyatçı

Politika gazetesinde bir süre köşe yazarlığı yapan Süreya, bu sürede “Şapkam Dolu Çiçeklerle” adlı deneme kitabını yayımladı. Şiirleriyle beraber nesriyle de Türk edebiyatının önemli yazarları arasında yer alan usta şair “Emeğin ve Emekçinin Tarihi” gibi yapıtlarıyla nesirde de başarılı olduğunu da kanıtladı.

Sanat yaşamı boyunca çocuk edebiyatına olan bağlılığıyla dikkat çeken Süreya, “Çocukça” adlı dergide “Aritmetik Kuşlar Pekiyi” diye adlı köşesinde çocuklara yönelik yazılar da kaleme aldı.

Cemal Süreya, kendi akımını kendisi oluşturarak özgün bir şairlik örneği gösterdi. Şiirlerinin yanı sıra denemeler, tenkit yazıları, şiir ve düz yazı tercümeleri, çocuk kitabı, günce ve derlemeler yazdı.

Sizin Hiç Babanız Öldü mü? 
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

Bir Çiçek

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Üvercinka

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil

Gül

Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta
Beni ayakta tutan gözlerinin

Ellerini alıyorum sabah kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
İstasyonda tren oluyor biraz
Ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım

Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
Her nasılsa sokağa düşmüş
Kolumu kanadımı kırıyorum
Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene

ESERLERİ

Şiir

Üvercinka (1958)

Göçebe (1965)

Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)

Güz Bitiği (1988)

Sıcak Nal (1988)

Sevda Sözleri (1984, 1990, 1995)

Korkarak Vinç

Uzaktan Seviyorum Seni

Deneme-Eleştiri

Şapkam Dolu Çiçekle (1976)

Günübirlik (1982)

99 Yüz (1992)

Uzat Saçlarını Frigya (1992)

Folklor Şiire Düşman (1992)

Aydınlık Yazıları/ Paçal (1992)

Oluşum’da Cemal Süreya (1992)

Papirüs’ten Başyazılar (1992)

Toplu Yazılar I (2000, Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar)

Toplu Yazılar II (2005, Günübirlikler)

Günler (993 günden oluşan günlük)

Günce

999 Gün (Günler) / Üstü Kalsın (1981)

Mektup

Onüç Günün Mektupları (1990)

Çocuk Kitabı

Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi (1993)

Söyleşi

Güvercin Curnatası (1997)

Derleme

Mülkiyeli Şairler (1966)

Yüz Aşk Şiiri (1967)