Mühendisler ve Beklentiler

Volkan İtfaiye olarak Türkiye’nin 211. Ar-Ge Merkezi unvanımızı almış bulunuyoruz. Hem Volkan adına hem de İzmir adına gurur verici bir olay. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.

Yazan: Selim Alver / Ar-Ge Müdürü

Bu belgeye layık olduğumuzu tescil ettirmek, bu belgeye layık kalmaktan daha zor değil aslında. Belgeyi almak nasıl bir ekip işi ise ona layık olacak şekilde çalışmak ve yeni ürünler ortaya koymak da aynı şekilde bir ekip işidir. Bu yolda yürürken aynı kalp ritmine sahip, aynı hedefe kilitlenmiş ve bütün hücrelerinde ekip olabilmenin hazzını yaşayabilen bir insan topluluğu gerekiyor. Ne Mutlu ki Ar-Ge Merkezi unvanımızı böyle bir ekip ile aldık ve bu kaliteli ekip ile yola devam ediyoruz.

Beklentilere uygun mühendis aranıyor
Planladığımız projeler düşünüldüğünde sayımız pek de yeterli değil. Dolayısıyla biz yöneticiler için bu ekibe uygun ve bu ekibin niteliklerini arttırabilecek yeni ekip arkadaşları bulmak ve onların ekibe adaptasyonunu sağlamak en önemli görevlerden biri haline geliyor.

Takdir edersiniz ki böyle bir ekibe yeni üyeler katmak hiç de kolay olmuyor. Özellikle hedeflerimiz ve beklentilerimiz göz önüne alındığında bunun ne kadar zor bir iş olduğu daha da iyi anlaşılıyor. Hal böyle olunca Ar-Ge Merkezi’ne personel alımları için yaptığımız mülakatlar oldukça zorlu geçiyor. Örneğin makine mühendisliği mezunu bir aday ile görüşürken, yaptığı mekanik tasarımları anlatan adaya tasarladığı sistemin serbest cisim diyagramını soruyoruz. Yapıdaki bileşke gerilme için hangi akma-kırılma kriterini kullandığını konuşuyoruz. Kullandığı çeliğin Demir-Karbon Denge Diyagramını tartışıyoruz. Malzemede ısıl işlem varsa Zaman-Sıcaklık-Dönüşüm Diyagramından bahsediyoruz. Ardından kristal yapı, katı eriyik, atomik difüzyon derken sohbet oldukça keyifli bir hal alıyor. Tabii her mülakatta bu kadar şanslı olamıyoruz. Hatta bazı mülakatlarda bunları hiç konuşamamak bir mühendis olarak bizi ayrıca şaşırtıyor ve üzüyor. Açıkçası istediğimiz personeli bulabilme konusunda umutsuzluğa düşmüyor değiliz.Bazen mülakatlarda adayları fazla mı zorluyoruz diye düşünüyoruz ama yaptığımız iş göz önüne alındığında pek de haksız değiliz. Söz gelimi bir itfaiyecinin yerden 55 metre yükseklikte düşündüğü tek şey kurtaracağı insan olmalı. Bu yüzden kendisini orada güvende hissetmeli. İşte bu güveni sağlayabilmek için kullandığı malzemenin yapısını çok iyi bilen, sistemdeki parçalara gelen yükleri hesaplayabilen, bu yükler neticesinde oluşacak gerilmeleri doğru tayin edebilen ve yorumlayabilen, hesap yaparken ya da bilgisayar simülasyonları kullanırken ilgili durumlar için doğru hesap yöntemlerini seçebilen mühendislerle çalışıyoruz. Ekibe yeni katacağımız mühendislerden de bunu bekliyoruz. Kullanıcılarımızın makinemize güvenini ancak bu yapıya sahip mühendislerle sürdürebiliriz.

Bunun için önümüzdeki dönemde Ar-Ge Merkezi’ne işe alımların yapısını biraz daha değiştirecek; adayın durumuna göre mülakata girmeden önce yazılı sınava tabi tutacağız. Yazılı sınavın ardından aday mülakata girecek ve değerlendirmesi bu ikisinin üzerinden yapılacak. Bu uygulama bizim işimizi biraz daha zorlaştıracak farkındayız. Ancak her ne yaparsak yapalım tasarım kalitemizden ve tasarım güvenilirliğimizden ödün vermeden yapmamız gerekiyor ve bunu sağlamanın tek yolu da iyi mühendislerle, iyi teknik elemanlarla çalışmaktan geçiyor.

Akademik dünya ile işbirliği daha da artacak
Mülakatların yapısını ve seçim kıstaslarımızın niteliklerini iyileştiriyor, iyi mühendisler ya da teknik elemanlar seçebilmemiz için gerekli şartları oluşturuyoruz. Fakat bu çalışmalar bize iyi mühendisler ya da teknik elemanlar yetiştirmek adına herhangi bir katkı sağlamıyor. Biz Volkan olarak bir adım daha ileri gidip üniversitelerle ilişkimizi bu yönde de diri tutmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde yakın çevremizdeki üniversitelerimizle daha yakın işbirliği içine girip nasıl bir Ar-Ge mühendisine ihtiyacımız olduğunu üniversitelerimize ve hocalarımıza daha etkin bir şekilde aktarmayı planlıyoruz. Bu bağlamda lisans seviyesinde 3. ve 4. sınıf öğrencilerini firmamızda yarı zamanlı olarak istihdam ederek eğitimlerine katkıda bulunmak istiyoruz. Böylece öğrenciler okuldan mezun olmadan hangi dersin meslek hayatında ne işe yaradığını daha iyi kavrayıp okulda gördüğü teorik bilgileri meslek hayatında nasıl yararlı hale gelebileceğini bizzat kendisi tecrübe etme şansı bulacak. Bunun ilk modelini Planlama Bölümümüzde endüstri mühendisleri için uyguladık ve sonuçtan gayet memnunuz.

Aynı amaçla, çözmemiz gereken bazı gerçek problemlerimizi proje haline getirip üniversitenin 3. ya da 4. sınıf lisans öğrencileri ile birlikte bu projeleri gerçekleştirmek istiyoruz. Yapmaya çalıştığımız şey Ar-Ge Merkezi faaliyetleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz San-Tez projelerinin lisans seviyesindeki öğrenciler için olan sürümünü hayata geçirmek. Böylece daha lisans eğitiminde iken mühendislik öğrencisinin sektörde yaşanan problemlere yaklaşım biçimi, problem çözme teknikleri, proje yönetimi, ekip üyeliği ve belki ekip liderliği gibi konulardaki yeteneklerini daha fazla geliştirmesine yardımcı olabileceğiz. Şu anda buna benzer çalışmaları stajını Ar-Ge Merkezimizde yapan mühendis adayları ile yürütüyoruz ve şu ana kadar aldığımız sonuçlar oldukça tatmin edici.

Tek başına bilgisayar çizimi yeterli değil
Yeni mühendislerin yetişmesini anlamında konuyu biraz daha ileri götürerek üniversite müfredatına da katkıda bulunmak istiyoruz. Zira bugün mühendis okullarında kaldırılan bazı derslerin ya da üzerinde yeterince durulmayan bazı konuların eksikliğini biz çalışma hayatında ciddi bir şekilde hissediyoruz. Örneğin teknik resim dersinin nicel ve nitel olarak zayıfladığını genç mühendislerin çalışmalarında görebiliyoruz. Bilgisayar destekli çizim programları maalesef mühendislere üç boyutlu düşünme ve yaptığı işteki bir sonraki adımı planlama yeteneği kazandırmıyor. Aynı şekilde tasarı geometri konusu bizce kesinlikle müfredata alınmalı ve önemi nispetinde öğrenciye verilmelidir. Takdir edersiniz ki, A0 boyutundaki kâğıda el ile montaj resmi çizmemiş bir mühendis neslinden tasarım yapmasını beklemek iki taraf için de zor ve sıkıcı bir durum maalesef. Tabii ki mühendisin görevi teknik resim çizmek değil fakat bu gibi eğitimler mühendise fiziksel olayları zihninde canlandırabilme ve yorumlayabilme yeteneği kazandırıyor. Böylece bir makineci yapıdaki gerilmeleri, bir hidrolikçi akışkanın hat üstündeki serüvenini ve bir elektronikçi elektronların birbirleriyle dansını daha iyi hissedebiliyor. Ancak bu sayede çağımız mühendisliğinin vazgeçilmez araçları olan bilgisayar simülasyonları anlamlı ve işe yarar hale geliyor.

Mevcut personele de sınav var
Bu konuda biz de elimizi taşın altına koyup Ar-Ge Merkezi bünyesinde bazı yapısal değişiklikler yaparak teknik personelimizin gelişimine burada da devam etmesini sağlayacağız. Örneğin ekibimize yeni kattığımız teknik arkadaşların oryantasyonunda en az bir ay A0 kâğıda el ile montaj resimleri çizdireceğiz. Çizdiği sistemin serbest cisim diyagramını oluşturmasını ve gerekli hesaplarını (mekanik, elektronik ya da hidrolik) el ile yapmalarını sağlayacak; bilgisayarda sadece Excel kullanmalarına izin vereceğiz. Mevcut personelimizi de zinde tutmak için vize sistemini getireceğiz. Bu sistemle Ar-Ge Merkezinde çalışan personelimizi periyodik olarak yazılı ve uygulamalı sınavlardan geçireceğiz. Terfi ve ücret değerlendirmesini bu yazılı ve uygulamalı sınavların sonucunda yapacağız.

Özetleyecek olursak, hangi disiplinden olursa olsun mühendislerimizin okulda gördüğü teorik bilgileri meslek hayatında kullanmalarını sağlamak istiyoruz. Çünkü aslına bakarsanız hangi seviyede ve her ne yapıyor olursak olalım yaptığımız şeyin özünde doğa ile başa çıkmaya çalışmak yatıyor ve bunun da yolu doğanın kanunlarını çok iyi bilerek, bu kanunlara göre savunma geliştirebilmekten geçiyor. Mühendisler olarak ancak ve ancak bu şekilde muhasır medeniyetler seviyesine erişme yolundaki serüvenimize katkı sağlayabiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir