Medeniyelerin Buluştuğu Şehir Mersin

Doğu Akdeniz‘in en büyük şehirlerinden, medeniyetlerin buluştuğu Mersin, çok sayıda tarihi ve kültürel varlığıyla önemli bir turistik merkez. Ne yana baksanız geçmiş uygarlıkların görkemli antik kentleriyle karşılaşmanız mümkün. Enfes doğası, güzel iklimi, verimli toprakları ve sıcakkanlı insanları ile özel bir şehir.

 

Kizzuvatna’dan Mersin’e…

Mersin yöresinin bilinen en eski ismi Kizzuvatna… Klasik devirde “Klikya” olarak adlandırılan Mersin, tarihten önceki devirlerden beri önemli bir yerleşim yeri… Yumuktepe ve Gözlükule’de yapılan kazılarda en alt tabaka olarak “Neolitik Devir” tespit edilmiş. Yöre, Neolitik dönemden sonra maden devri ve tunç devri arasında bir geçiş yapmış. Bölgede sırası ile Hititler, Asurlular, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürmüş. Şehir 11. yüzyılda Selçukluların, 14. yüzyılda Karamanoğulları ve Ramazanoğulları’nın 15. yüzyılda da Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyetine geçmiş.

1. Dünya Savaşı’nda itilaf devletlerinin istilasına uğrayan Mersin, Milli Mücadele ile 3 Ocak 1922’de tekrar Türk hâkimiyetine girdi. 1924 yılında Mersin adıyla vilayet oldu ve 1933 yılında da İçel ile birleştirilerek İçel adını aldı. Fakat, 28 Haziran 2002’den itibaren de ismi yeniden Mersin oldu.

 

Mersin ve İnanç Turizmi

Şehir, inanç turizmi açısından da oldukça büyük bir önem taşıyor. Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan St. Paul Kuyusu, Unesco Dünya Mirasları Listesi’ne aday gösteriliyor. Burası St. Paul’un doğum yeri olarak biliniyor ve Hristiyanlar için büyük manevi önem taşıyor. Çok uzun yıllar önce hacca giden Hristiyanlar bu kuyuda soluklanıp, su içerler ve dinlenirlermiş. Hristiyanlar için ruhani bir önemi olan bu kuyuyu her yıl binlerce turist ziyaret ediyor. Silifke’de bulunan ‘Meryemlik’ olarak da bilinen “Aya Tekla Yeraltı Kilisesi” de, Hristiyanlığın en eski ve en önemli merkezlerinden biri. Milyonlarca Hristiyanın ziyaret ettiği bu hac noktasında Hristiyanlığın ilk ve tek kadın şehidi olarak bilinen Aya Tekla’nın (Azize Thekla) saklandığı ve daha sonra kiliseye çevrilen mağara bulunuyor.

NEREYE GİDİLİR?

Cennet-Cehennem Çökükleri

Cennet-Cehennem Çökükleri: Mersin denilince akla ilk gelen yerlerden biri Silifke ilçesinde bulunan, yerin 30 kat altındaki Cennet – Cehennem Çökükleri. Çukurlardan birine Cehennem denilmesinin sebebi ekipman yardımı olmadan inilememesi, Cennet denilmesinin sebebi ise, burada eski bir kilisenin yer alması. Birçok efsaneye konu olan Cennet’in derinliği 70, Cehennem’in derinliği ise 128 metre.

Roma Yolu ve Kilikya Zafer Takı

Roma Yolu ve Kilikya Zafer Takı: St. Paul, Cicero, Julius Casear, Athenedoros, Nestor, Kleopatra, M. Antonius, Augustus ve Hadrian gibi isimlerin yürüdüğü rivayet edilen yol Tarsus’a 15 kilometre uzaklıktaki Sağlıklı Köyü’nde yer alıyor. M.S. 4’üncü yüzyıla kadar kullanıldığı düşünülen Roma Yolu’nun güzergahı üzerinde Roma ve Bizans devirlerine ait mezarlar ve yolla ilgili kitabeler bulunuyor.

Yumuktepe Höyüğü

Yumuktepe Höyüğü: Dünyada tarımın ilk yapıldığı yerler arasında adı geçen Yumuktepe Höyüğü‘nün tarihi geçmişi MÖ 7.000 yılına kadar uzanıyor. Neolitik çiftçilerin kurduğu kent, insanoğlunun tarımsal üretim modellerini gözlemlemek için de oldukça önemli bir yapıda.Tarih boyunca bölgedeki diğer kentlerle sıkı bir ilişki içerisinde olan şehir, dünyada tarımın ilk yapıldığı yerler arasında. Höyükten çıkarılan eserler Mersin Müzesi‘ nde sergileniyor.

Köşekbükü Astım Mağarası

Köşekbükü Astım Mağarası: Anamur Ovabaşı Köyü sınırlarında olan Köşekbükü Astım Mağarası, Mersin’in en çok ziyaretçi ağırlayan yerlerinden biri. Ormanlık alan içerisindeki mağara Roma Kralı Antiochus’un kızı Anna’nın astım hastalığını iyileştirdiği için ‘Astım Mağarası’ olarak da anılıyor. Şifalanmak isteyen astım hastaları tarafından sıklıkla ziyaret ediliyor. 20.000 yıllık olduğu ifade edilen mağarayı Mersin turunuzda ziyaret etmenizi öneririz.

Sunturas (Santa Iras) Şelalesİ

Sunturas (Santa Iras) Şelalesi: Mersin merkeze 35 kilometre uzaklıkta olan Çağlarca Köyü’nde doğa harikası bir yer olan Sunturas Şelalesi (Santa Iras), özellikle yaz aylarında, serinlemek isteyen Mersinliler’in sıklıkla tercih ettiği yerler arasında yer alıyor. Dağların arasından akan suyu, suyun sesi ve muhteşem görüntüsü tam bir doğa harikası…

 

Denizin ortasındaki kale:Kız Kalesi

Denizin 200 metre açıklarında balıkçı motorlarıyla ulaşılması mümkün olan Kız Kalesi’nin hikayesi konusunda çeşitli rivayetler var. Yaygın inanışa göre, baktırdığı falda kızını yılanın sokacağını öğrenen kral, denizin ortasına kale yaptırarak hizmetçileriyle beraber güzel kızını bu kaleye kapatır. Kızın canı bir gün altın sarısı rengindeki “Tarsus Beyazı” üzümü ister. Saraydan gönderilen üzüm sepeti içinden çıkan bir yılan onu sokar ve öldürür. Merak konusu olan hikayesi ile birlikte Kız Kalesi Mersin’e gelindiğinde mutlaka görülmesi gerekenlerden…

 

Ne Yenir?

Bir yandan çeşit çeşit baharatlar, diğer taraftan ekşili yemekler ve bol acılı lezzetler… Akdeniz’in en canlı limanlarından birine sahip olan Mersin’de yemek kültürü çok gelişmiş.

Mersin denilince akla ilk gelen lezzetlerden biri olan Tantuni, Mersin’de yemeden dönmemeniz gereken tatlardan biri. Küçük küçük doğranan etin içine soğan, domates, sumak ve çeşitli baharatlar eklenerek sac tavada pişiriliyor. Genellikle dürüm olarak servis ediliyor. Tantuniden sonra tatlı olarak, mutlaka Mersin’e özgü olan Kerebiç tatlısını denemenizi tavsiye ederiz. İrmik helvasının içine fıstık ve ceviz doldurularak yapılan tatlının üzerini beyaz bir kaymak süslüyor.

 

tantuni

MERSİN TANTUNİSİ:

Bir rivayete göre, geçmişte Mersin’de yalnızca seyyar arabalarda satılırmış tantuni. Bugün ülkemizin her yerinde ve hatta dünyanın da çokça yerinde bu lezzeti bulabilmek mümkün. Yapılışı ve görüntüsü itibarıyla çoban kavurmaya benzese de lezzeti bambaşka. Nasıl ki Adana’nın kebabı, Bursa’nın İskender kebabı, Edirne’nin ciğeri varsa; Mersin’in de tantunisi var. Yarım ekmek ya da dürüm içinde servis ediliyor. Tarifi çok kolay gibi görünse de lezzetli bir tantuni yapmak biraz da ustalık gerektiriyor. Buyrun size püf noktaları ile Mersin tantunisi…

Malzemeler

1 kg dana eti
5 adet domates
4 adet kuru soğan
Sıvı yağ
Pulbiber
Kırmızı toz biber
Tuz
Ekmeği için
2 su bardağı un
2 yemek kaşığı yoğurt
1 yemek kaşığı sıvı yağ
Tuz

Sunumu için;
Kırmızı lahana
Biber turşusu
Turp
Roka

Hazırlanışı
Etleri çok ince ve kısa şeritler halinde doğrayın.
Soğuk suyun içerisine alın tuz ekleyin ve ardından
15-20 dakika haşlayın. Süzün ve haşladığınız
suyu dökmeyin.

Geniş bir tavaya sıvı yağı alıp kızdırın.
Haşladığımız tantuni etlerini tavaya alıp kavurun.
Süzdüğünüz et suyundan 2-3 yemek kaşığı tavaya
ekleyin. Et suyu buharlaşınca üzerine sıvı yağ ekleyip
etleriniz kızarana kadar pişirin. Tuz ve pul biber,
kırmızı toz biber ekleyip tatlandırın.
Tantuni ekmeği için; Bir kabın içine un koyup ortasını
açın. Yoğurt, sıvı yağ, tuz ekleyip yumuşak bir
hamur elde edene kadar yoğurun. Bezelere ayırın,
tezgaha un serpip servis tabağı büyüklüğünde açın,
yağsız tavada çevirerek pişirin.
Lavaş ekmekleri tavadaki etlerin üzerine koyarak
yağı ile iyice ıslatın. Üzerine küp küp doğranmış domatesleri

ve doğranmış maydanoz ile karıştırdığımız
piyazlık soğanı ve etleri koyup dürüm yapın.
Sunum tabağına aldığınız tantunileri ince ince
doğradığımız kırmızı lahana, turp, roka ve biber
turşusu ile servis edebilirsiniz.
Afiyet olsun.