Küresel Ekonomik Krizler

Herhangi bir mal ve hizmet, üretim faktörü veya döviz piyasasındaki fiyat ve miktarlarda aniden ortaya çıkan ve ülkenin -ya da dünyanın- ekonomik yapısını etkileyen dalgalanmalara ekonomik kriz denir. Dört çeşit ekonomik kriz vardır; para krizi, bankacılık krizi, sistemik kriz ve dış borç krizi.

Yazan: Hatice Tecim

Döviz rezervlerini azaltarak ya da faiz oranlarını arttırarak paranın değerini korumak için yapılan girişimler sonucu ortaya çıkan kriz para krizidir. Bankaların başarısız olmalarının veya devletin bu başarısızlıkları önlemek için müdahaleye zorlamasını bankacılık krizi olarak tanımlayabiliriz. Finansal sistemde meydana gelen bozulmaların piyasaların çalışmasını engellemesi sonucu ülke ekonomisinin sarsılmasına ise sistemik kriz denir. Bir ülkenin kamu veya özel kesiminin dış borcunu ödeyememesi ise dış borç krizidir.

1929 Dünya Ekonomik Krizi ya da Büyük Buhran olarak anılan küresel kriz, dünya tarihinde yaşanan en önemli krizlerden biridir. New York Borsası’nın çöküşü, tarım ve sanayi üretiminin azalması, bankalardaki panik kaynaklı nakit sıkıntısı nedeniyle 24 Ekim 1929 günü ABD’de başlayan bu kriz, daha sonra -Avrupa ülkeleri başta olmak üzere- dünyanın tüm sanayileşmiş ülkelerini etkisi altına aldı ve etkileri 1930’ların sonlarına kadar hissedildi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan sermaye sıkıntısını atlatılması ve dünya ekonomisini yeniden yapılandırılması amacıyla Bretton Woods Sistemi kuruldu. Fakat 1970 yılında Bretton Woods Sistemi’nin çökmesi sonucunda finansal piyasalar serbestleşti ve “finansal liberalizasyon” kavramı ortaya çıktı. Finansal serbestleşme ABD, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde başladı, bu politika daha sonra da gelişmekte olan ülkelerde de izlenmeye devam etti. Finansal serbestleşme nedeniyle IMF ve Dünya Bankası, ülke ve dünya ekonomilerinde etkisini arttırarak genelde ekonomik krizlere neden oldu.

Kriz kavramı, 1990’lardan sonra yaşantımızın içine çok daha fazla girdi. 1990’lı yıllarda, dünyada finansal piyasalardaki serbestleşme ve şeffaflaşma süreci ile birlikte bilgi teknolojisinde yaşanan buluş ve yeniliklerin finansal tekniklerde ve araçlarda sağladığı gelişim, yaşanan krizlere farklı boyutlar kattı. Bu dönemde yaşanan ve küresel boyut kazanan ekonomik kriz 2008 krizidir. 2007 sonlarında ABD’de başlayan kriz, konut kredilerinin geri ödenmesinde başlayan sıkıntılarla kendini gösterdi. 2007 yılında ABD konut piyasasında başlayan çöküntü, finansal piyasalarda büyük bir istikrarsızlığa neden olmuş ve bu durum dalga dalga bütün dünyaya yayılan küresel krizin zeminini oluşturdu. Bu, 1929’da yaşanan dünya ekonomik krizi dâhil, diğer krizlerden oldukça farklı ve dünyada bugüne kadar yaşanan ilk gerçek küresel krizdir. Bu kriz, ülkelerin kendi çıkarları söz konusu olduğunda, ekonomik ve siyasi kararlarına devletçi bir bakış açısı ile yön verdiğini göstermesi açısından son derece önemlidir. 2000-2015 yılları arasında yaşanan krizler sonucunda Türkiye ekonomisine ait bazı veriler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. (İthalat ve ihracat rakamları milyon dolar, diğer veriler ise %’dir.)

Sonuç olarak devletlerin ülke ekonomilerini hareketlendirmek için uyguladıkları finansal serbestleşme süreci, gelişmiş ülkelerin finansal yapılarını olumlu yönde etkilemiş, gelişmekte olan ülkelerin ise hem finansal yapılarını hem de kalkınma stratejilerini etkileyerek ekonomilerinin tamamında değişikliklere yol açmıştır. Bu noktada, gelişmekte olan ülkeler spekülatif müdahalelerin ve kısa vadeli sermaye hareketlerinin olumsuz etkilerine maruz kalmıştır. IMF ve Dünya Bankası’nın izlediği politikalar da bu ülkelerin ekonomik bakımdan iyileşmesini sağlayamamış, aksine bu ülkeler IMF ve Dünya Bankası’na bağımlı hale gelerek daha kötüye gitmiştir.

finans2