Kültür Ajandası

MÜZİK

Delinin Yıldızı / Vega

1996 yılında elektro pop, elektro rock arası müzik yapmaya başlayan grup, “Tamam Sustum” (1999), “Tatlı Sert” (2001) ve “Hafif Müzik” (2005) albümleriyle Türk modern rock müziğinde yerini aldı. Türk rock müziğinin mihenk taşlarından olan Vega, 10 şarkıdan oluşan yeni albümü “Delinin Yıldızı” ile geri döndü. Deniz Özbey ve Tuğrul Akyüz’den oluşan grup, 2012’den bu yana çalıştıkları yeni albümleri ile müzik marketlerde ve dijital platformlarda müzikseverler ile buluştu.

 

FİLM

Wonder Woman

Yönetmen: Patty Jenkins

Oyuncular: Gal Gadot, Chris Pine, Connie Nielsen

Tür: Aksiyon, Macera,

Fantastik Yapım Yılı: 2017

Sadece savaşçı Amazon kadınların yaşadığı Themyscira adasında büyüyen, buranın dışına hiç çıkmamış ve hiçbir erkek görmemiş Diana (Gal Gadot) müthiş savaş yeteneklerine sahip bir yarı tanrıdır. Günün birinde adaya bir Amerikan savaş uçağı düşer. Uçağın pilotu Steve Trevor (Chris Pine), Diana tarafından kurtarılır. Dünyanın büyük bir savaş halinde olduğunu anlatan pilotun sözleriyle Diana, adasını terk ederek uygar dünyaya doğru yola çıkar ve dünya savaşını bitirebilmek için bütün hünerlerini ortaya sermeye başlar.

KİTAP

Çizgili Pijamalı Çocuk / John Boyne

Bruno, 12 yaşındaki ablası, annesi ve bir Nazi subayı olan babasıyla Almanya’nın Berlin kentindeki bir evde yaşayan dokuz yaşındaki bir çocuktur. Bir gün Bruno babasının işinde terfi ettiğini, bu yüzden Outwith’e (Auschwitz) taşınacaklarını öğrenir. Yaşadıkları çevreyi ve arkadaşlarını çok sevdiğinden Bruno bu duruma üzülür. Out-with’e taşıdıklarında, Bruno çok yalnızdır ve evlerinin çevresinde bir tek ev bile yoktur. Bahçenin etrafındaki tel örgütlerin ardında, aynı çizgili pijamaları giyen binlerce insan ve çocuk vardır. Bruno bir gün, bahçede bir keşif gezisine çıkmaya karar verir. Tel örgünün diğer tarafında yerde oturan çizgili pijama giymiş ve kafası tıraş edilmiş bir çocuk görür. Bruno da tel örgülerin kendi tarafına aynı diğer çocuk gibi oturur ve adı Schmuel olan çocukla sohbet etmeye başlar. Kısa bir süre sonra Bruno’nun her öğleden sonra tel örgü boyunca yürüyüp yere oturarak Schmuel ile sohbet etmesi bir rutine dönüşür. Artık en iyi ve tek arkadaşı Schmuel’dir. Bruno’nun annesi, etrafta askerlerden başka kimsenin olmadığı bölgede iki çocuk yetiştirilemeyeceğini düşünür ve eşine Berlin’e geri dönmek istediğini söyler. Taşınmadan bir gün önce Bruno, Schmuel’i görmeye gittiğinde, onu olduğundan daha da üzgün bir halde bulur. Söylediğine göre babası çalışmaya götürülmüş, sonra da geri dönmemiştir. Bunun üzerine Bruno’nun da çizgili pijama giymesine ve Schmuel’in babasını birlikte aramaya karar verirler. Fakat saatlerce araştırmalarına rağmen babasından bir iz bulamazlar. Tam Bruno’nun eve geri döneceği sırada askerler etraflarını sarar ve yürüyüşe götürüleceklerini söylerler. İkisinin de yürüyüşün ne olduğu konusunda bir fikri yoktur.