Küçük Bedendeki Büyük Kalp Avrupa’nın İncisi Malta

Akdeniz’in tam ortasında tarihi ve stratejik bir adalar ülkesi Malta. Köklü tarihi, dil okulları ve leziz yemekleri ile turistler için çok cazip bir destinasyon olan bu küçük ülkeyi Volkan Dış Ticaret Uzmanı Mustafa Sezer kaleme aldı.

Dünyanın en küçük ve yoğun nüfuslu ülkelerinden biri olan Malta ya da resmi adıyla Malta Cumhuriyeti, Akdeniz’in ortasında, Sicilya’nın güneyinde yer alan bir adalar devletidir. Malta takımadaları üç büyük, iki de küçük adadan oluşuyor. Büyük adaların en büyüğü ülkeye adını veren Malta, diğerleri ise Gozo ve Comino. Yaklaşık 450 bin nüfuslu ülkenin toplam yüzölçümü 316 kilometrekare. Bunun 237 kilometrekaresini Malta oluşturuyor. Ülkenin bir ucundan diğer ucuna gitmeniz araç ile en fazla iki saat sürüyor. Ülkenin en önemli gelir kaynağı olan Malta Büyük Liman’ı dünyanın doğal derinlik bakımından en iyi limanlarından biri. Dil okulları ve turizm de Malta ekonomisini ayakta tutan en önemli kaynakların başında geliyor. 2004 yılında Avrupa Birliği üyesi olan ülkede 2008 yılından bu yana euro kullanılıyor. Ülkenin resmi dili Maltaca, kulağa biraz İtalyanca biraz Arapça gibi gelen, hoş bir aksana sahip bir dil.

Küçük Bedendeki Büyük Kalp Avrupa'nın İncisi Malta

Ülke Tarihinin Kırılma Anı; Osmanlı Kuşatması

Ülkenin tarih kokan ve MÖ 4000’li yıllara uzanan başkenti Valetta, Malta adasında yer alıyor ve bu eşsiz şehir adını Osmanlı deniz donanmasını geri püskürten Jean de Valette’dan alıyor. Yazıma bu başlığı seçmemin en büyük nedeni Akdeniz’in ortasında yer alan bu küçücük adalar ülkesinin konumu büyük bir jeopolitik öneme sahip olduğu için uzun yıllar Almanlar, Fransızlar, İspanyollar, İngilizler ve Türklerin seferlerine maruz kalması ve kısıtlı imkânlarla ülkelerini savunabilmiş olmaları. Tarihi boyunca sürekli başka ülkelerin ve imparatorlukların saldırılarına maruz kalan Malta’nın tek talihsizliği Afrika, Avrupa kıtaları arasında bir durak limanı olması ve tüm deniz kuvvetlerinin burayı olası bir seferde üs olarak kullanmak istemeleri.

Malta’da milat olarak kabul edilen Osmanlı İmparatorluğu’nun Malta kuşatması (Büyük Kuşatma) 1565 yılında Piyale Paşa ve sonrasında katılan Turgut Reis komutasında başlamış; Osmanlı tarafındaki 48 bin asker, maceracı ve korsandan oluşan Osmanlı ordusu yaklaşık 10 bin kişilik Malta kuvvetleri ile karşı karşıya gelmiş. Osmanlı 20 bin askerini karaya çıkarsa da Malta’nın direnmesi ve Turgut Reis’in başına isabet eden bir şarapnel parçası sonucu savaşta hayatını kaybetmesi, kuşatmanın gidişatını değiştirmiş. Kuşatmaya devam etme kararını alan Kızılahmedli Mustafa Paşa tüm çabalarına rağmen net bir sonuç alamayınca kuşatmayı kaldırma ve geri çekilme kararı almış. Osmanlı kuvvetlerinin yaklaşık 35 bin kayıp verdiği savaş Osmanlı İmparatorluğu’nun 100 yıllık yenilmezliğine son vermiş ve Avrupa’da büyük yankı uyandırmış.

Kısa bir tarih gezintisi yaptığımıza göre hadi gelin tarihi kendisinden büyük olan bu güzel adada küçük bir gezintiye çıkalım…

Valetta: Şövalyeler Şehri

İsmini yukarıda da bahsettiğim gibi Jean de Valetta’dan alan yaklaşık 8 bin nüfuslu şehir Malta’nın başkenti. Marsamxett ve Grand Harbour (Büyük Liman) isimlerinde iki doğal limanı bulunan Valletta, aynı zamanda ülkenin başlıca liman şehri olarak da biliniyor.

Osmanlılar tarafından kuşatılan ama Aziz John Şövalyeleri sayesinde teslim olmayan şehir bugün hâlâ Şövalyeler Şehri olarak anılmaya devam ediyor. 1980 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne giren göz alıcı şehir, tarihi dokusu ve Barok mimarisinin en güzel ve ihtişamlı örneklerini yansıtan mimarisiyle de öne çıkıyor. Valetta şehir merkezi her ne kadar yeni uluslararası markalara ev sahipliği yapsa da mimarisini hiç bozmamış. Şehirdeki her tür restorasyon ya da herhangi bir yenilik titizlikle yapılıyor.

Küçük Bedendeki Büyük Kalp Avrupa'nın İncisi Malta

Şövalyelerin koruyucusu Aziz John’a ithafen 1577 yılında inşa edilen Aziz John Katedrali (St John’s Co-Cathedral), ülkenin en ihtişamlı ve etkileyici mimari yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yapıyı mutlaka görmenizi öneriyorum. St. Jean Şövalyeleri Malta’ya gelmeden önce bu güzel adanın başkenti olan Mdina (Sessiz Şehir) gerçekten de adının hakkını veriyor; buranın sokaklarında sadece kuşların sesini duyacaksınız. Devasa yükseklikteki duvarları, tarihi ve ambiyansı ile tüylerinizi diken diken edecek olan bu şehir Game of Thrones, Gladyatör, Truva, Büyük İskender, Monte Cristo Kontu, Da Vinci Şifresi vb. dizi ve fi lmlerin hepsine ev sahipliği yapmış. Şu an ülkenin önde gelen zenginleri, birbirinden güzel restoranlara da ev sahipliği yapan bu bölgede yaşıyor.

Buraya kadar gelmişken Mdina Dungeons Müzesi’ni ziyaret ederek gizli yeraltı geçitleri, odalar, hücreler ve esirlerin tutulması için yapılan sistemleri görebilir, dönemin en karanlık ve gizemli izlerine şahitlik edebilirsiniz.

Küçük Bedendeki Büyük Kalp Avrupa'nın İncisi Malta

St. Julian’s: Malta’da Dil Eğitiminin Merkezi

Malta’nın eğlence merkezi konumundaki St. Julian’s, sayısız otel, gece kulübü, casino ve restoranı ile küçük bir Kıbrıs’ı andırıyor. Malta’nın en büyük gelir kaynaklarından biri olan dil okulları da çoğunlukla bu bölgede yer alıyor. Almanya, Rusya, Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkeden binlerce öğrenci her yıl buraya İngilizce öğrenmeye geliyor. Gerek okul fi yatları gerekse ülkedeki yemek, konaklama gibi temel harcamalar nispeten ucuz olduğundan, dil eğitimi için en fazla tercih edilen şehirlerden biri St. Julian’s.

Spinola Bay benim burada en çok beğendiğim yer diyebilirim. Merkezin sahil kısmında bulunan sağında ve solunda çapa atmış yüzlerce rengârenk tekne, İtalyan mutfağının zeytinyağlıları ve deniz ürünlerini bulabileceğiniz şık restoranlar ve denizi tam olarak karşıdan gören tertemiz bir koy burası. Akşamüstü giderseniz güneşin batmasını istemeyeceksiniz. Paceville ise genellikle gençlerin ve öğrencilerin hava karardıktan sonra akınına uğrayan gece kulüpleri ve barların bulunduğu çok kalabalık bir bölge. Ufak bir hatırlatma; Malta her ne kadar güvenli bir ülke olsa da, turistlerden ve dışarıdan gelen öğrencilerden dolayı akşam çıktığınızda özel eşyalarınıza dikkat etmenizi öneriyorum.

Fisherman’s Village: Malta’nın Urla’sıKüçük Bedendeki Büyük Kalp Avrupa'nın İncisi Malta

Marsaxlokk Bay bölgesinde bulunan bu küçük kasabada adından da belli olacağı gibi ülkedeki balıkçılar yaşıyor. Benim Malta’daki favori yerlerimden olan bu küçük yerleşim biriminde sahil boyunca tekneler ve denizden yeni çıkmış taptaze balıkları, kalamarları, ahtapotları ve daha pek çok deniz ürününü konuklarına sunan onlarca restoran bulunuyor. Buranın İzmir Urla İskele’den hiçbir farkı yok! Buraya geldiğimizde ilk yaptığım şey Maltalı arkadaşlarımıza telefondan Urla’nın fotoğrafını göstermek oldu, tamamen kopyası diyebilirim. Özellikle İzmirli okurlarımızın buraya bir akşamüstü gitmelerini ve bir akşamlarını burada geçirmelerini kesinlikle öneriyorum. Günün yorgunluğunu atmak ve deniz kokusu eşliğinde bir akşam yemeği yemek için Fisherman’s Village’e mutlaka yolunuz düşmeli. Ertesi güne çok keyifli ve zinde başlayacağınıza emin olabilirsiniz.

Acı Bir Deneyim…

Eğitim ve araç teslimatımız için bir hafta kadar kaldığım bu küçük ve güzel ülkede sadece iş ve seyahat konusunda değil, çok farklı bir deneyim daha edindim… Her ne kadar bu sektörde yaklaşık yedi yıldır çalışıyor olsam da gerçek bir kaza kurtarma operasyonunda hiç bulunmamıştım. Eğitim verdiğimiz esnada telsizden bir uyarı geldi; itfaiyeciler eğitimi bırakıp hızla istasyona koşup hazırlanmaya başladı ve araçları çalıştırdı. Ben neler olup bittiğini daha tam olarak anlayamadan ilk araçlar yola çıktı.

Küçük Bedendeki Büyük Kalp Avrupa'nın İncisi Malta

Sonrasında olayın bir trafik kazası olduğunu öğrendim. İtfaiyecilerin orada nasıl çalıştıklarını, ihtiyaçlarının ne olduğunu, hangi konularda zorluk yaşadıklarını görebilmek için onlara katılmak istedim. Başta kabul etmeseler de ısrarlarımdan sonra yanlarına almayı kabul ettiler ve itfaiye biriminin binek bir aracı ile öncü olarak yola çıktık. Arkamızdan gelen itfaiye araçlarının trafi kte vakit kaybetmemesi için önden onlara yolu açıyorduk. Olay yerine yaklaştıkça telsizden konuşmaları dinleyip neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. İki katlı, üzeri açık bir turist otobüsü ağaca çarpmıştı. Genellikle İngiliz ve İskoçların bulunduğu otobüsün şoförü yüksekliği hesaplayamayıp otobüs çatısını komple turistler ile birlikte ağacın en kalın dallarından birine vurmuştu. Yaklaşık 5-7 dakikada olay yerine ulaştık.

Görüntü içler acısıydı. Yerde yatan küçücük çocuklar, ciddi şekilde yaralananlar, onları kurtarmak için tüm özverisi ile çalışan Maltalı itfaiyeciler ve gözlerimin önünde hayatını kaybeden iki turist. Uzun bir süre olayın etkisinden kurtulamadım ve bu mesleğin ne kadar kutsal, zor ve fedakârlık istediğine bizzat şahit oldum. Bu üzücü olay hayatımın en acı deneyimi oldu ve şüphesiz hayata bakışımı değiştirdi diyebilirim.

Malta bence kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri. İstanbul’dan kısa süreli direkt uçuşla ve düşük maliyetle görülebilecek en güzel yerlerin başında geliyor. Ülkenin tarihi, doğal güzellikleri, Maltalıların cana yakınlığı ve misafi rperverliği ve hoşgörüsü üst seviyede. Orada kaldığım süre boyunca bize her konuda destek veren, ailelerinin bir bireyi gibi hissettiren, birlikte yemek yapıp birlikte yediğimiz Maltalı itfaiyecilere gönülden teşekkürlerimi ve minnetlerimi sunuyorum. Bir misafi r bundan daha güzel ağırlanamazdı.

Küçük Bedendeki Büyük Kalp Avrupa'nın İncisi Malta
Mustafa Sezer
Valetta Sokaklarında