Karaman İtfaiyesi

Belediye hizmetleri konusunda deneyimli bir isim olan Karaman Belediyesi İtfaiye Müdürü İsa Kayhan, spora son derece önem verdiklerini ve günde dört saat spor yapan bir personele sahip olduklarını belirtiyor. Türkiye’de hiçbir ilde olmayan bir su sistemine sahip olduklarını vurgulayan Kayhan “İtfaiyemizin alt katına üçer bölümden oluşan toplamda 300 tonluk havuz sistemi yaptık ve havuzlara 125 kiloluk iki adet salyangoz dalgıç koyduk. Bu sistem ile 15 ayrı noktadan, 13 tonluk altı aracımızı 6-7 dakikada, 35 bar basınç ile dolduracak sisteme sahibiz” diyor.

Sizi tanıyabilir miyiz?

1962 Karaman doğumluyum. İlkokul, ortaokul, lise eğitimimi Karaman’da tamamladım. Karaman Belediyesi’nde sekiz yıl boyunca, temizlik işleri müdürlüğü, hal müdürlüğü, ulaştırma müdürlüğü, su müdürlüğü ve belediye başkan yardımcılığı gibi çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 2006 yılında Karaman İtfaiyesi’nde göreve başladım. 11 yıldır Karaman İtfaiye Müdürü olarak görev yapıyorum.

Bugün onca deneyimin ardından en önemli görevimi sorsanız hiç düşünmeden itfaiyecilik derim. Bir daha dünyaya gelsem yine itfaiyeci olmak isterdim. Çünkü itfaiyecilik mesleği tüm itfaiyeciler için bir gurur kaynağıdır.

Karaman İtfaiyesi’nin yapısından bahsedebilir misiniz?

Bir müdür, bir amir, üç çavuş, 17 şoför, 38 er olmak üzere toplam 60 kişilik bir ekibiz ve üç vardiya şeklinde çalışıyoruz. Personel eksiğimiz var ve bu sorunumuzu yeni çıkan yasada gidereceğimizi düşünüyoruz.

Yeni yasa ile neler değişecek?

Yeni yasa ile mülakat sistemi geldi ve böylece itfaiyecilik yetkinliklerine sahip olan hem de Karaman ilinde temelli yaşamayı planlayan itfaiye adaylarını seçeceğiz. Bu bizim için çok önemli. Çünkü örneğin dört yıl önce 26 personel aldık. Her biri dört yıl içinde tayin istedi ve başka şehirlere gitti. Bu bizim için çok büyük kayıp oldu. Zira bir itfaiye erinin eğitimi 4-5 yılı buluyor.

Eğitiyor, yetiştiriyor, onca emek veriyoruz. Sonra bu arkadaşlarımızın başka şehirlere taşınması bizi itfaiye olarak yetersiz bırakıyor. Bu nedenle bu yasa ile mağduriyetimizi gidereceğimizi düşünüyoruz. Çünkü biz şehrimize nasıl daha iyi hizmet veririz sevdasındayız.

Karaman İtfaiyesi’nde bir gün nasıl geçiyor?

Bizim araçlarımız şahıslara zimmetli ve sabahleyin saat 8-9 arası vardiya bitimlerinde, devir teslim oluyor. İlk olarak araçların bakımları yapılıyor. Herhangi bir arıza varsa tespit ediliyor, tutanak tutuluyor ve sorunlar gideriliyor. İtfaiyenin bel kemiği araçlarıdır. Sağlam ve mümkün olduğunca yeni olmalıdır. Bizim araçlarımızın da yüzde 80’i yeni olduğu için çok sık sorunla karşılaşmıyoruz. Devir teslim ve bakım yapıldıktan sonra tüm personel spor yapıyor. Bu bizim itfaiyemizin çok ama çok önemsediği bir konu. İtfaiyeci sportif ve çevik olmak zorundadır. Bu da ancak ve ancak sporla mümkündür. O nedenle gün içerisinde yaklaşık dört saatimiz sporla geçiyor. Bir saat kadar voleybol oynuyor, daha sonra da binamızın alt katındaki spor salonumuza geçerek çalışmalarımıza orada devam ediyoruz.

Gün içinde ayrıca en az bir saat kadar süren toplantılarımız oluyor. Bu toplantılarda, karşılaştığımız vakalar üzerine konuşuyor, neler yapılması gerektiğini tartışıyor, beyin fırtınası yapıyoruz. Örneğin bir ekip yangından döndüğünde kamera ile çektiği olayı hepimize izletiyor; hep birlikte alternatif müdahale teknikleri üzerinde konuşuyoruz. Bu toplantılar personelimize deneyimlerimizi aktarmamızı, yeni personelimizi de daha iyi eğitmemizi sağlıyor.

Günde dört saat ayırdığınıza göre Karaman İtfaiyesi için spor çok önem taşıyor olmalı…

Şu an Karaman İtfaiyesi’nde adeta komando eğitimi yapılıyor ve bu eğitimi yapan Türkiye’nin tek itfaiyesi olabiliriz. Bu böyle olmak zorunda. Çünkü biz can kurtarmaya çalışıyoruz. Adeta zıpkın gibi olmak zorundayız.

Biz personelimizin başarısını çevik olmasına bağlıyoruz. Örneğin bir boksör idmansız çıktığı bir maçta ikinci rauntta yorulur ve yıkılması kaçınılmaz olur. Biz de ateşin karşısında idmanlı olmak zorundayız. Bu da spordan geçiyor. İtfaiyecinin özü spordur. Bunun yanı sıra bugün itfaiyeci yalnızca yangın söndürmekle kalmaz, şehir içinde yardıma ihtiyacı olan tüm canlıların imdadına yetişmeye çalışır. Biz de bu görevlerimizin de bilincinde olarak ilkyardım gibi çeşitli eğitimleri de aldık. Eğitim hiç bitmez, kendimizi eğitmeye devam ediyoruz. Şu an geldiğimiz son noktada, uçuruma düşmüş bir vakayı uçurumdan alıp en uygun şekliyle 112 personeline teslim edebilecek durumdayız. Zira biz Sağlık Müdürlüğü’ne de yardımcı oluyor; kaza kurtarma, arama kurtarma, karda kurtarma gibi olaylara da müdahale ediyoruz.

Diğer illerden önemli bir farkımız var; deniz seviyesinden 400 ila 2750 metreye kadar farklı yüksekliklere hizmet veriyoruz. Bu, birtakım zorluklar doğursa da biz bunları sürekli eğitimler ve son teknolojiye sahip araçlarımız ile aşıyoruz.

Siz geldikten sonra Karaman İtfaiyesi’nde neler değişti?

2006 yılında Karaman İtfaiye Müdürlüğü’ne geldim. Ben geldiğimde Karaman, eski bir binaya sahip, gayri faal ve yıllanmış itfaiye araçları ile hizmet veren bir itfaiyeydi. Şu an Türkiye’nin araç ve ekipman bakımından en yeni 7’nci itfaiyesi konumundayız. Önce araç gereçlerimizi ve binamızı yenilemekle başladık işe. Binamızın alt katına, 2010’da Berlin’de gördüğümüz bir sistemi uyguladık. Bu, bugün Türkiye’de hiçbir ilde olmayan bir su sistemi. İtfaiyemizin alt katına üçer bölümden oluşan toplamda 300 tonluk havuz sistemi yaptık ve havuzlara 125 kiloluk iki adet salyangoz dalgıç koyduk. Bu sistem ile 15 ayrı noktadan, 13 tonluk altı aracımızı 6-7 dakikada, 35 bar basınç ile dolduracak sisteme sahibiz. Bu ne demektir? 13 tonluk bir aracımız 5 bar basınçlı şehir şebekemizle 26 dakikada doluyordu. Ancak biz şu anda 13 tonluk altı aracımızı 6-6,5 dakikada ikmal yapabiliyoruz. Bu bize çok büyük zaman kazandırdı. Eski sisteme göre 20 dakika kazanmış olduk. Hepimizin bildiği üzere itfaiye, bir fen işleri gibi değil. Zamanla yarışıyor. Biz can ve mal ile uğraşıyor, onları kurtarmaya çalışıyoruz. İnsanlar evlerinden kaçarken biz canımızı tehlikeye atarak, gözümüzü kırpmadan onları kurtarmaya gidiyoruz. Saniyeler ile yarışıyoruz. Biz bu savaşı üç noktaya dikkat edersek kazanabiliriz:

  1. Araçlarımızın yeni olması ile,
  2. Deneyimli ve yetenekli personelimiz ile,
  3. Yeni sistemleri yakından takip etmek ile. (Biz her zaman yenilikleri takip etmekten yanayız. İtfaiyecinin görevleri arasında itfaiye araç gereçlerinin modernizasyonunu sağlamak da olmak zorundadır.)

Karaman İtfaiyesi’nin ortalama araç yaşını öğrenebilir miyiz?

Bugün ortalama araç yaşımız üç. Şu anda Türkiye’nin en yeni 7’nci filosuna sahibiz. Durmadan yeniliği araştırıp en son modelleri takip ediyoruz. Tabii bunda Belediye Başkanımız Ertuğrul Çalışkan’ın da katkısı büyük. Biz ne talep edersek bize güveniyor ve bizi geri çevirmiyor.

Peki iyi bir itfaiyecide bulunması gereken özellikler nedir sizce?

İyi bir itfaiyeci;

  • İyi bir mühendistir,
  • İyi bir doktordur,
  • İyi bir öğretmendir,
  • İyi bir psikologdur,
  • İyi bir sporcudur.
  • İyi bir mühendis olmak zorundadır.

Çünkü itfaiyeci olay anında ince bir tasarım yapmak durumunda. Olay yerine vardığımızda, rüzgâr nereden gelir, elektrik durumu nasıldır, merdiveni kaldırırken her şeyi soğukkanlılıkla hesaplamak zorundadır. Bu bir mühendisliktir. Hesap yapmak gerekir. “Ben burayı nasıl söndürür ve hiçbir şeye zarar vermeden vakayı nasıl sonlandırırım?” sorusunun yanıtını hesap etmesi gerekir.

İyi bir doktor olmak zorundadır. Çünkü örneğin bir kazada genellikle ilk müdahaleyi itfaiyeci yapar. Bu nedenle, boynu kırık bir hastaya nasıl müdahale edileceğini bilmek zorundadır itfaiyeci. Karga tulumba alamaz. İlkyardım eğitimi almak zorundadır. Örneğin bizim tüm personelimiz 112’de bir hafta eğitim aldı.

İyi bir öğretmen olmak zorundadır. Çünkü yangın anında panik olan insanları bilinçlendirmelidir. Neye, nasıl müdahale edilmesi gerektiğini göstermeli, yangın hakkında bilgi vermelidir.

İyi bir psikolog olmak zorundadır. Çünkü yangın anında o 3 dakika 30 saat gibi gelir insana ve olayı yaşayanlar büyük bir korku içerisinde kalır. O nedenle biz vakaya gittiğimizde, kişileri psikolojik olarak teskin etmek, sakinleştirmek zorundayız. Onların psikolojilerini anlamak ve onları sakinleştirmek bizim görevimiz.

İyi bir sporcu olmak zorundadır. Çünkü İtfaiyeci çevik olmak zorundadır, bu da sporla mümkündür.

Bölgenizde yılda kaç vaka ile karşılaşıyorsunuz?

Biliyorsunuz ki bölgemiz ülkemizin tahıl ambarı olarak biliniyor. Çok büyük ve verimli bir ovamız var. O nedenle özellikle yaz mevsimlerinde burada sık sık anız yangını vakaları ile karşılaşıyoruz. Yazın günlük 35-40 anız yangını olabiliyor. Bunun yanında, yurtdışında yaşayan Karamanlıların memleketine tatile gelmeleri nedeniyle yaz döneminde şehrimizin nüfusu yaklaşık 100 bin artış göstererek, 300 bine kadar yükseliyor. Bu dönemlerde trafik kazalarının sayısı artıyor. Günde ortalama iki-üç trafik kazası oluyor diyebiliriz. Kış aylarında vaka sayımız oldukça düşüyor. 2016 yılında 245 vakaya müdahale ettik. Bunlardan 120’si ev yangını, 54’ü araç yangını, 36’sı trafik kazası, üç işyeri yangını, iki fabrika yangını ve sair vakalardı.

Gelecek projeleriniz nelerdir?

Karaman İtfaiyesi olarak -112 istatistiklerine göre- Türkiye çapında, vakanın haberini alıp olay yerine en kısa sürede ulaşmada 5’inci sıradayız. Biz bunu daha da yukarılara çekmek istiyoruz. Mevcut itfaiyemiz Karaman’ın doğusunda olduğu için, şehrin batısına açılacak bir müfreze ile bu mümkün olacaktır. Bu nedenle batıya bir müfreze açmayı planlıyoruz.

11 yıllık itfaiyecilik hayatınızda unutamadığınız bir anınız var mı?

İki yıl önce hiç unutamadığım acı bir olay yaşadık. Bir kadın ve üç çocuğu, kıskanç eşi tarafından eve kilitlenmiş ve sonra o kıskanç koca evi ateşe vermiş. Bize ihbar geldiği zaman hemen olay yerine ulaştık ancak bir türlü müdahale edemedik. Çünkü ev bahçe eviydi ve evin önünde su kanalı, onun üzerinde de 5000 voltluk elektrik vardı. Merdiveni kaldırmamız imkânsızdı. Evin kuzeyinde ve batısında da başkalarına ait elma bahçeleri, güneyinde de 90 dönümlük sürülmüş arazi vardı. Bu nedenlerden ötürü biz eve merdiven sokamadık. Evin yola uzaklığı da 90 metreydi. Yoldan müdahale etmeye çalıştık. Fen işlerinden bir arkadaşımızı çağırdık. Vinç ile dozerler geldi. Su kanalını kırdırarak içeri girdik ama iş işten geçmişti. Hâlâ içimde büyük bir acıdır. Zamanında böyle bir yapıya ruhsat verilmeseydi, kaçak binalar yapılmasaydı, bugün bunlar yaşanmayacaktı. Ciğerim parçalandı. Üç yıl geçmesine rağmen oradan geçerken hâlâ ben de kül oluyorum.