Kamu Alacaklarının E-Haciz Yoluyla Takibi

Bilindiği üzere belirli bir toprağı olan, kanunlara göre bir hükümet idaresinde teşkilatlanmış, bağımsız topluluk olan “Devlet” yine özel kanun yoluyla bütçesini oluşturmakta ve bu bütçe ile devamlılığını idame ettirmektedir. Devlet bütçesi gelirlerinin önemli bir kısmını da vergiler oluşturmaktadır. Vergiler de tıpkı bütçede olduğu gibi kanunlar yoluyla yasama erki tarafından konularak, toplanması konusunda yürütme erki yetkilendirilir. Vergiler toplandıktan sonra bireylere hizmet olarak geri döner.

Vergi, yasadan alınan güce göre ve gerektiğinde cebir kullanarak kişilerin ödeme güçlerine göre tahsil edilir. Nitekim yasal sürelerinde ödenmeyen kamu alacakları “6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanunu” hükümlerine göre takibe geçilerek, kısmen cebir kullanılarak tahsil edilir.

Vergilemede adalet ilkesi gereğince de vergisini zamanında ödeyen ile ödemeyenin ayrımı söz konusu kanunundaki cezai hükümlerle sağlanmaya çalışılır. Ayrıca günümüzde devletlerin gelişmişliğinin en önemli göstergelerinden biri de “e-Devlet” olarak tanımlanabilecek sanal ortamda hizmet almak ve vermektir. Böylelikle devletin hizmet sunma ve hizmet alma maliyeti azalmaktadır. Nitekim son yıllarda ülkemizde de bu alanda büyük gelişmeler yaşanmış ve devlet kurumlarımız “e-Devlet” uygulamalarında çağ atlamışlardır. Bu kurumların başında gelen Maliye Bakanlığı teknolojik gelişmeleri çok yakından takip etmekte ve uygulamalarında fazlasıyla faydalanmaktadır. Kullanılan bu teknolojik gelişmelerden biri de “e-Haciz” uygulamasıdır.

e-Haciz uygulaması nasıl işliyor?

Maliye Bakanlığımızın vergi toplama ile görevli birimi olan Gelir İdaresi Başkanlığı, verginin tahsilinden birinci derece sorumlu olan vergi dairesi müdürlükleri vasıtasıyla bu hususa özellikle eğilmek suretiyle; Vergi Barışı Kanunları sonrasında iyi niyetli olmayan vergi mükellefl erini cezalandırmaya başlamış ve bu yolla kamunun hakkı olan vergilerini istisnasız tüm mükellefl erin üzerine giderek cebren tahsil etmeye başlamıştır.

Bu konuda etrafımızdan son günlerde önemli ölçüde serzenişler işitiyoruz. Sanal ortamda yapılan bu tür uygulamalarda insan unsuru olmadığından duygular yer almamakta, yani idarecinin kullanabileceği inisiyatiflere yer verilmemektedir. Duygunun ve inisiyatifin olmadığı yerde de mutlak adalet olmalıdır.

e-Haciz uygulamasının pratikte nasıl işlediğini şimdi size özet olarak anlatalım;

  1. Öncelikle beyanı gerçekleşmiş ancak vadesinde ödenmeyen kamu alacağı için ilgili vergi dairesince 6183 sayılı kanunun 55. maddesi hükümlerine göre ödeme emri gönderilmiş olmalıdır. Ödeme emrini alan mükellef içeriğine itiraz ediyorsa bu ödeme emrine 7 (yedi) gün içerisinde itirazda bulunmalıdır.
  2. Yedi gün içerisinde itiraz etmezse söz konusu ödeme hak olarak kamu açısından kesinleşir.
  3. Yine “e-Tebligat” yoluyla tebliğ edilen ödeme emirlerinin hemen arkasından haciz işlemleri uygulanmaktadır. Bu haciz işlemleri de sanal ortamda “e-Haciz” uygulaması yoluyla yapılmaktadır.

VEDOP uygulamaları gereğince her vergi dairesi borçlu mükelleflerinin unvanı, adı-soyadı, kamu borcunun türü, tutarı, yılı, vadesi vb. bilgileri liste ve elektronik ortamda bağlı bulunduğu ilin vergi dairesi başkanlığına, başkanlıklar da yine elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığı Tahsilat Grup Müdürlüğü’ne bildirir. Gelir İdaresi Başkanlığı da kendilerine gelen bu bilgileri Türkiye çapındaki bankaların genel müdürlüklerine bildirir. Banka genel müdürlükleri de kendilerine gelen bu bilgilere göre o saat itibarıyla elektronik haciz uygular. Böylece e-Haciz, bir başka deyişle mükellefin çilesi başlar.

Bu uygulamada görülen en büyük sıkıntının mükellefi n borcunun çok cüzi olmasına karşın banka hesaplarının tamamının bloke edilmesidir. Bu nedenle örneğin 300 TL tutarındaki bir kamu borcu için milyonlarca TL tutarındaki banka hesaplarının bloke edilmesi söz konusu olabilmektedir. Bu, dürüst mükelleflerin ticari itibarı açısından hiç de hoş bir tablo yaratmamaktadır.

Burada mükelleflere önerimiz, vergi daireleri ile sürekli diyalog halinde olmalarıdır. Zira vergi idaresi sizin borcunuzu ödeme gayreti içinde olduğunuzu görmeli ve bilmelidir. Hiçbir maliyeci borcunu ödemeye çalışan mükellefini cezalandırmaz. Ancak diyalog olmaz ve vergi dairesi sizi tanımaz ise çok cüzi borç tutarı için bile “e-Haciz” uygulaması ile karşıya kalabilirsiniz.

Uygulamadaki sorunlar

Burada gözlemlediğimiz; uygulamanın özellikle banka kanadı açısından yanlış yapıldığıdır. Zira banka hesaplarına konulan e-Haciz işlemi haczin konulduğu saat itibarıyla hesapta bulunan ve borcu karşılayacak kadarlık tutardır. Oysa ki bankalar mali sorumluluk almamak açısından yukarıda örnekte değindiğimiz gibi 300 TL’lik bir kamu borcu için 300 bin TL’yi bloke etmekte ve mükellefi ticari açıdan mağdur durumda bırakmaktadır. Bu durumda mükellef planladığı ödemeleri yapamamakta, yeri geldiğinde borç çekleri karşılıksız kalarak kaşelenebilmektedir.

Yine bazı bankalarda yapılan uygulamalar doğrultusunda borçlu mükellefi n önceden bloke ettiği tutarın kamu borcunu karşılamasına rağmen “e-Haciz” uygulanan saatten sonra bankaya yatan paraları da e-Haciz yazısına istinaden bloke edilmektedir.

Oysa ki; Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nca Türkiye Bankalar Birliği’ne gönderilen 02.11.2007 tarih ve B.07.1. GİB.0.06.37/3760-3539/097674 Sayılı yazıda bu hususlara açıkça değinilmiş ve özetle;

  • Haciz bildirisinde yer alan tutarın dikkate alınmayıp mükellefl erin tüm alacak ve haklarına haciz tatbik edildiği,
  • Mükelleflerin haciz bildirisini tebliğ alan bankaya herhangi bir borcu olmadığı halde sadece kullanılabilir kredi limiti olduğundan bahisle bankanın rehin hakkı bulunduğunun iddia edildiği ve haczin tatbik edilmediği gibi sıkıntıların tespit edildiği açıklanmış ve sonuçta;

Bankalara gönderilecek haciz ve ihtiyati haciz tebligatlarının sadece tebliğ tarihi itibarıyla amme borçlularının mevcut olan varlıklarını konu alması ve bu kişilerin ileride doğabilecek alacakları için haciz ve ihtiyati haciz tebliğinde bulunulmamasının gerektiği, bankacılık sisteminde POS cihazı kullanan müşteri ile banka arasında yapılan sözleşmelere dayanan bankalar nezdindeki hesapların, banka ile müşterisi arasında devamlılık arz etmesi nedeniyle bu hesapların ileriye matuf haczedilebileceği belirtilmiştir.

Görüldüğü üzere bu sıkıntılar 2007 yılından bu yana gelmektedir. Kanaatimizce Maliye Bakanlığımızın e-Haciz ile ilgili yapılması gerekenleri -uygulama birliği ve yanlış uygulamaların ortadan kalkması için- Bankalar Birliği, BDDK gibi kurumlarla yazılı olarak paylaşması ve bu hususları da tüm vergi mükelleflerine duyurması gerekmektedir. Ayrıca keyfi uygulamalar olmaması anacıyla vergi dairesi müdürlüklerine de e-Haciz uygulaması yapılacak mükelleflere ilişkin somut ve objektif kriterler getirmeli ve mükelleflerin anayasal hakları olan ticaret yapma haklarını yersiz tutarlar için sekteye uğratmamalıdır. Unutulmamalıdır ki bugün için vergi çok önemli olduğu kadar çok hassas ve kötü niyetli şahıslar açısından suistimale açık bir konudur.

Vergi uygulamalarımızın keyfilikten uzak ve adil olması için hep birlikte çalışmamız gerektiğini unutmamamız gerekir.