K9 Arama Kurtarma Köpekleri

Gini… Glenda… İzci… Gece… Achille… Chivas… Pasha… Onlar şehir itfaiyelerinin gizli kahramanları… Çoğunlukla göçük altında, kimi zaman ormanda, bazen yangında, bazen de dibi görünmeyen kuyularda çalışıyorlar. Tıpkı ateş savaşçısı itfaiyeciler gibi, onlar da herkesin kaçtığı yere koşarak gidiyorlar. Görevleri, sevdiklerinin kaygıyla, sabırsızlıkla ve korkuyla ulaşmayı beklediği kaybolan canlıları bulmak… Olay yerine gidiyorlar… Muazzam koku alabilen burunları ile alanı tarıyorlar… Son teknoloji ile donatılmış cihazlardan bile daha kısa sürede aranılan kayıp kişiye ulaşıyorlar… Saniyelerin bile önemli olduğu olaylarda can kurtarıyorlar… Üstelik onlar da birer itfaiye personeli… İtfaiyelerin arama kurtarma ekiplerinin gözbebekleri.

“Her itfaiyede mutlaka K9 Birimi olmalı”

“Ne kadar yüksek teknolojiyle donatılmış olursa olsun, hiçbir cihaz, arama kurtarmada iyi eğitilmiş köpeğin yerini tutamaz” diyen İzmir İtfaiyesi K9 Eğitmeni İbrahim Yılmaz, ülkemizdeki geçmişi 1999 Marmara Depremi sonrasına dayanan K9 Köpekli Arama Kurtarma Birimlerinin her itfaiye teşkilatında mutlaka olması gerektiğinin altını çiziyor.

K9 Köpekli Arama Kurtarma Birimleri, İzmir, Ankara, Mersin, Adıyaman ve Çankırı İtfaiyeleri gibi bazı itfaiyelerde, Arama Kurtarma Müdürlüğü çatısı altında bulunuyor. Biz de Vol ekibi olarak bu sayımız için İzmir İtfaiyesi K9 ekibini ziyaret ettik. Birimin kahramanları İzci, Gece ve Achille ile tanıştık. Günlük eğitimlerini izledik, eğitmenleri ile K9 Biriminin önemi, ülkemizdeki geçmişi, köpek seçimi, rutin eğitimleri ve köpeklerin başarıları üzerine konuştuk.

Öncelikle K9 Köpekli Arama Kurtarma Birimi nedir? Görevleri nelerdir?

İtfaiyelerin arama kurtarma birimleri her türlü kaza, çökme, patlama, mahsur kalma ve benzeri durumlarda, teknik kurtarma gerektiren olaylara müdahale eder; arazide, su üstü ve sualtında her türlü arama ve kurtarma çalışmalarını yapar. K9 Köpekli Arama Kurtarma Birimi olarak bizler de, her türlü kurtarma gerektiren vakalarda, doğal afetler ve olağanüstü durumlarda kurtarma çalışmalarına katılır, bölgede bulunması gereken kayıpları ararız. Bu aranan kişi, enkaz altında kalmış bir adam da olabilir, ormanda kaybolmuş bir çocuk da. Biz canlı kokusu arar, mümkün olduğunca en kısa sürede onu bulmaya çalışırız.

Her itfaiyede K9 Birimi olmalı mı?

Evet. Her itfaiyede mutlaka K9 Birimi olmalı. Hatta itfaiyelerin olmazsa olmaz birimi olmalı. Çünkü itfaiye insanlar için var. Ve biz insan arıyoruz. Ne kadar yüksek teknolojiyle donatılmış olursa olsun, hiçbir cihaz, arama kurtarmada iyi eğitilmiş köpeğin yerini tutamaz. Örneğin teknolojik bir cihaz ya da termal bir kamera ile kazazede aradığınızı varsayalım. Elektrik olmasa o cihaz, farklı bir ısı olsa o termal kamera çalışmayacaktır. Ancak iyi eğitilmiş bir köpek olay yerine gittiğinde, arabadan indirdiğiniz anda göreve başlıyor. Tek bir komutunuzla alana yayılıyor ve sadece insan kokusu arıyor; bulması yalnızca saniyeler sürüyor.

Biz itfaiyeyiz, zamanla yarışıyor, can kurtarıyoruz. Saatler değil, saniyeler bile yardımına gittiğimiz kazazedenin kaderini değiştirebiliyor. Bu nedenle her itfaiyenin K9 Birimi olmalı diyoruz.

 

K9 Birimi ülkemizde ilk ne zaman açıldı?

K9 Biriminin ülkemizdeki geçmişi 1999 Marmara Depremi’ne dayanıyor. Hatırlayacaksınız, büyük afet sonrasında, herkes seferber olmuş, göçük altında kalan depremzedelere ulaşmak için canla başla çalışmıştı. Hatta yurt dışından da birçok kurum ve kuruluştan bir kişiye daha ulaşabilelim diye arama kurtarma çalışmalarına destek vermek için gönüllüler gelmişti. İşte bu acı afet deneyimimizin çaresizliğinde, Berrin Yüce isimli bir vatansever, olası afet durumlarında K9 köpeklerinden faydalanabileceğimizi düşünüp gerekli kurum ve kuruluşlara önerilerde bulundu. Amerika’da K9 eğitmenliği eğitimi aldığını, kabul edilirse Amerika’daki barınaklardan ülkemize arama kurtarma köpekleri de getirebileceğini söyledi. Berrin Hanım’ın girişimleri sonucunda, ülkemize Amerika’dan arama-kurtarma köpekleri getirildi. Emniyet, Sivil Savunma ve İzmir İtfaiyesi olarak biz üç kurum birleşerek barınaktan gelen o köpeklerle çalışmalara başladık.

Her kurumdan birkaç kişi kurumunu temsilen çalışmalara katıldı. Ben o zaman İzmir İtfaiyesi’nde itfaiye eri olarak görevdeydim. Hayvansever olduğum için gönüllü olarak bu işe aday oldum. Beş yıl boyunca birlikte sıkı bir çalışma yaptık.

Eğitmenler olarak siz nasıl eğitimler aldınız?

Biz ilk eğitimimizi K9 arama kurtarma köpeklerini ülkemize kazandıran Berrin Hoca’dan aldık. Amerika’da aldığı eğitimleri bizlere aktardı. Önce o zamanki köpekleri Gini ve Glenda’yı tanımakla başladık eğitimlere. Irkları, özellikleri, yaşları, psikolojileri… Sonra onlara nasıl yaklaşmamız gerektiğini öğrendik. Ne verirsek ne alabileceğimizi gördük.

Sonraki süreçlerde gerek Türkiye’de gerek yurtdışında onlarca eğitim, seminer ve çalıştaya katıldık. Uzun saatler boyunca teorik olarak köpek eğitimi dersleri aldık. Köpek eğitimi bir çeşit kodlama çalışması gibi. Yazılımcı gibi köpeğinize bazı kodlar yerleştiriyorsunuz. Eğitimlerde size çeşitli kodlama yöntemleri aktarılıyor. Ancak pratik esas olan oluyor. Çünkü köpeklerin bir standardı yok. Seçmiş olduğunuz köpekler, kendi ırkları, kendi kardeşleri arasında da farklı karakterlere sahipler. Standart yaklaşamıyorsunuz. Irkından kaynaklanan standartları olduğu gibi karakteristik olarak değişik noktaları da var. O nedenle eğitimlerde çeşitli yöntemler öğrenebiliyorsunuz ama pratikte teorinin dışına çıkabiliyorsunuz.

Köpek eğitimlerinin yanı sıra olay yerinde kazazedeyi anlayabilmemiz için de çeşitli eğitimler aldık. Onlarla empati oluşturabilmemiz için kazazedeymiş gibi enkaza girdik. Çok dar bir alanda, sıkışmış uyuşmuş bir ortamda yedi-sekiz arama kurtarma köpeği tarafından bulunmayı bekledik. Zifiri karanlık bir enkazda 45 dakika boyunca öylece durduk. Sonra bizi buldular. Ve burada şunu çok iyi öğrendik; siz dışarıda arama esnasında ne kadar yorulmuş, acıkmış, kötü durumda olursanız olun, enkazda aradığınız kişi sizden daha kötü durumda. O nedenle enerjinizin son damlasına kadar aramaya devam etmelisiniz. Enkazda kalan insan psikolojisini anlamamız için bunu deneyimlemek çok önemliydi.

Bu deneyiminizden sonra hiç gerçek bir enkazda çalıştınız mı?

Evet 2002 Afyon ve 2011 Van depremlerinde görev aldık; depremde göçük altında kalan insanları aradık. Ne kadar eğitimini alırsanız alın, gerçeği bambaşka oluyor. Psikolojik olarak zor ama güçlü olmak zorunda olduğunuz ve hiçbir şey düşünmeden işinize odaklanmanız gereken bir durum.

Van Depremi’ne 50 kişilik bir ekip ve iki köpekle gittik. Köpeğimiz üç-dört farklı noktada havladı. Biz de her havladığı yere birer ekip bıraktık. İlk saat içerisinde üç naaşa ulaştık. Bir noktada çok ısrarla havladı. Oraya yöneldi ekipler. Canla başla kazıldı o bölge ve sonucunda orada bir kişiye ulaştık. Serhan adında bir çocuktu. Annesi aynı enkazda hayatını kaybetmişti ama Serhan’ı canlı olarak çıkarmayı başardık. Afyon Depremi’nde de köpeklerimiz ile birlikte gece-gündüz çalıştık. Uyuyacağımız zaman da bir okulun sınıfında sıraları birleştirip uyumuştuk. Keşke hiç yaşanmamış olsaydı dediğimiz her olay bize ve köpeğimize mesleki olarak büyük tecrübeler kattı.

Afetler dışında hangi vakalarda görev alıyorsunuz? Afetler dışında, kayıp insan vakalarının geneline gidiyoruz. 20 dönümlük bir arazi düşünün. Bu araziyi 15-20 kişi ile birer kol aralığında taramak saatlerimizi alır. Bir arama kurtarma köpeğinin o alanı araması 5 dakika sürmez. 20 kişiden ve zamandan tasarruf etmiş oluyorsunuz. Bunun dışında, toprak kayması, bina göçükleri, inşaat çökmeleri gibi olaylarda da görev yapıyoruz.

Peki bu muazzam burunlara sahip olan arama kurtarma köpekleri nasıl seçiliyor?

Biz bir arama kurtarma köpeği alırken bir komisyon oluşturuyoruz. Bu komisyonda eğitmenler ve veterinerler yer alıyor. Veterinerler anatomik yapısında bir sorun var mı onu inceliyor. Kalça çıkıklığı, kemik yapısı, duyma problemi var mı gibi… Biz eğitmenler de belli özelliklere sahip mi diye bakıyoruz.

Bir arama kurtarma köpeğinin sahip olması gereken özellikler neler?

Arama kurtarma köpekleri belli bir ırktan olmak zorunda değil. Labrador, Alman kurdu, Belçika kurdu gibi pek çok ırktan olabilir. Köpekler çoğunlukla anne sütünden yeni ayrılmış olanlar arasından seçilir çünkü karakteri oturmuş yetişkin bir köpeği eğitmek çok daha zordur. Yavruya siz istediğiniz şekli verebilirsiniz.

K9 arama kurtarma köpeği seçiminde bakılacak özellikler:

  • Avlanma dürtüsü: Avlanma dürtüsü kendinden hızla uzaklaşan bir cismi yakalama dürtüsüdür. Bazı ırklar bu noktada öne çıkıyor. Anne babası avlanma dürtüsü yüksek olan bir ırktan geliyorsa yavru da otomatik olarak daha hassas olabiliyor bu konuda. Ancak biz insanlardaki gibi anne babanın her yavrusu bir olmuyor. Şimdi her labrador bir topun peşinden gidebilir ama seçeceğiniz köpek yorulsa bıksa dahi, kendinden hızla uzaklaşan bir cisim gördüğü zaman, eğer içgüdüsü baskınsa yorulsa dahi amacına ulaşmadan bırakmak istemez. Bunu 30 kez de olsa tekrarlar. Örneğin aynı annenin yedi-sekiz yavrusundan sadece bir ya da ikisi baskın avlanma güdüsüne sahip olur.
  • Seslere verdiği tepkiler: Sesler sizin için çok önemli. Çünkü çalışma alanlarınızda genellikle çalışma motorları, insanların feryatları olabilir. Köpeğin sese verdiği tepkiler önemli. Seçeceğiniz köpek sese karşı dingin ve özgüvenli olabilmeli. Seslerden çekinmemeli, korkmamalı. Bu korkuya sahip olup olmadığını belirleyen testler var; onları geçmeli.
  • Yükseklik korkusu: Zaman zaman sizin çıkamayacağınız noktalara kendi başına gidecek ve oralarda çalışıyor olacak. Yükseklik korkusu olmamalı.
  • Sosyallik: Hem insanlar hem de diğer hayvanlar arasında sosyal olmalı. Enkazda, evlerinde evcil hayvan besleyenler olabilir. Çalışma alanlarınızda etrafında çokça insan ve hayvanla karşılaşabilir. Bunlar onun aramaya konsantre olmasını engellememeli. Örneğin “Golden” gibi bazı ırklar sosyalleşmeye çok yatkındır.

Önümüze bir aday geldi. Diyelim ki anatomik testleri geçti. İstediğimiz özelliklere de sahip. Bunlar iyi bir arama kurtarma köpeği olacağı anlamına gelmiyor. Çünkü iyi bir arama kurtarma köpeği, bu kriterlere sahip bir köpeğin üzerine iyi bir eğitim almasıyla olur. Ben iyi bir eğitmenim diyelim. Tek başıma iyi bir şekilde eğitemem. Bunun için iyi bir ekibe sahip olmam lazım. Ne kadar farklı ortamlarda çalışıyorsanız, o kadar başarı elde edersiniz.
Tüm testleri geçtiler ve seçildiler. Arama kurtarma köpeği olabilmek için eğitimler aldılar. Sonra hemen göreve başlayabiliyorlar mı? Hayır başlayamıyorlar. Bazı sınavları var. O sınavları geçip eğitim ve görev yeterlilik adında iki sertifika almaları gerekiyor. Göreve hazır sertifikası aldıktan sonra da dünyanın her yerinde görev alabilirler.

İzmir İtfaiyesi’nin K9 Arama Kurtarma Biriminde kaç köpeğiniz var?

Burada sertifika sahibi iki köpeğimiz var. Ekibimiz beş eğitmen ve bir veterinerden oluşuyor. Bu sene üç köpek daha almayı planlıyoruz.

Kaç yaşına kadar görev yapıyorlar?

15-16 yaşa kadar yaşıyorlar. Yaşam koşulları iyi olursa, hiçbir rahatsızlıkları olmazsa çalışmaları için dokuz yaş görev yapabilmeleri için sınır olmalı. Yedi yaşında çok iyi performans gösteriyorlar. Yediden sonra kondisyonları düşmeye başlıyor.

Peki K9 köpeklerinin eğitimleri nasıl oluyor? Her gün eğitim yapıyor musunuz?

Evet bildiklerini unutmamaları için biz istisnasız her gün eğitim yapıyoruz. Eğitimlerimiz haftalık-aylık-yıllık olarak planlı. Haftalık plana uygun olarak her gün eğitim yapıyoruz. Eğitimlerini beş başlık altında toplayabiliriz;

  • Egzersiz: Köpeğin konforunu bozarak, çevikliğini arttırıcı egzersizler yaptırıyoruz.
  • Yönlendirme: Ona komut almayı kodluyoruz. Söylediğiniz kelimeden tutun, vurgusuna kadar onda kod gibi yazılı oluyor. Buna yönlendirme diyoruz. Bazen siz yanında olmuyorsunuz. Uzaktan komut vermek durumunda oluyorsunuz. O yönlendirmeyi sizden iyi almak zorunda.

  • İtaat: Size güven duymak ve itaat etmek zorunda. Çalışmalarımız ile bunu öğretiyoruz.
  • Enkaz: Boş sahada çalışmak ona mutlaka bir şeyler katar ancak genelde çalışma alanları enkazlar olduğu için, onu farklı farklı enkazlara götürüp orada çalışmalar yaptırıyoruz.
  • Sosyalleşme: Başka köpek ve insanlarla bir araya getirip sosyalleşmesini sağlıyoruz.

Bu eğitimleri iyi planlarsanız köpek 18 ayda eğitilebilir. Kesinlikle zor ve sabır gerektiren bir yol köpek eğitimi. Çocuğunuzu nasıl bir özenle eğitiyorsanız, köpeğinizi de aynı özveriyle eğitmelisiniz. Her adım zaman alıyor. Ancak vazgeçmemelisiniz, sonucu çok iyi oluyor çünkü. Enkazlardan birinde, onun sayesinde canlıya ulaşmak size nasıl bir huzur veriyor tahmin edemezsiniz.