Geçmişten Günümüze Matbaacılık

Yazan: Oğuz Özgür

Bilindiği üzere bugünkü modern matbaacılığın babası Johannes Gutenberg’tir. Ancak baskı tekniklerinin MÖ 2. yüzyıldan itibaren Uzak Doğu ve Çin’de kullanıldığını biliyoruz. İpekten yapılan kalıplarla bugünkü serigrafi baskısına çok benzeyen, kumaşlar üzerine baskı tekniği o dönemlerde yaygındı. Ancak ressamların taşı oyarak hazırlamış olduğu bu baskı şekli istenilen hız, renk ve güzellikte olamıyordu. O yüzden kitaplar bu dönemde halen hattatlar tarafından renkli kalemler kullanılarak yazılıyordu. Tam da bu zaman aralığı içerisinde, 1400 ve 1468 yılları arasında, Mainz şehrinde yaşamış olan Gutenberg çok renkli baskı ve tipografiyi keşfetti.

Babası kuyumcu olan ve çocukluğundan itibaren metaller ve değerli taşların üzerinde küçük küçük dökümler yapan Gutenberg matbaacılığın atası olan tipografiyi, hareketli ve tekrar kullanılabilen harfleri, kurşun ve magnezyumla karıştırarak dökmeyi başardı. Hareketli harflerden oluşturduğu yazısındaki ikinci ya da üçüncü renk olarak basmak istediği kısmı, kalıp üzerinde daha alçak fasetler kullanarak boş bırakıyor; daha sonra tersini yapıp basmak istediği diğer renkleri basıyordu.

Mürettipler tarihe karıştı

Günümüzden 30-40 sene öncesine kadar hâlâ kullanılmakta olan bu yöntem, bugünkü bildiğimiz ofset baskı tekniği ile beraber artık sadece fatura vb. değerli evrak basan bazı küçük matbaalar tarafından kullanılmaktadır. Bilgisayarların yaygın olarak hayatımıza girdiği 15-20 yıl öncesine kadar, ofset baskıcılığın 0,30 mikron kalınlığındaki çinko kalıpları hazırlanırken, matbaalarımızda çalışmakta olan mürettip ustaları bu kurşun harflerden faydalanır, prova basımını yapar daha sonra karanlık oda ortamında film üzerine aktarıp baskıya hazır kalıp haline dönüştürürdü.

Yakın dönem içerisinde bilgisayarların sisteme entegrasyonu, mürettip (dizgici) ustalarının yerini grafikerlerin, mürettip atölyelerinin yerini grafik atölyelerinin almasına sebep oldu. Kumpas üzerine kurşun harfleri sıralayan, faset, takım ve espaslarla manuel dizgi ve kalıp yapan mürettip ustaları artık tarihe karıştı.

Saatte 250 kopyadan 15 bin kopyaya

Düne kadar bu şekilde hazırlanan ve daha yüksek maliyetli bu kalıpların yerine CTP olarak bilinen, direkt bilgisayardan kalıp üzerine aktarılabilen ve daha düşük maliyetli tek kullanımlık kalıplarla baskı yapılıyor artık. Gutenberg ilk matbaa makinesini icat ettiğinde saatte 250 kopya basabiliyordu. Elle yazıma göre büyük bir hızdı, insanlığın gelişimine ve bilginin yayılmasına büyük katkı sağladı. Bugün biz çok renkli baskı makinelerimizde dört rengi birden saatte 15 bin kopya basabiliyoruz.

Heidelberg Dükü, farklı bahaneler ileri sürerek, sözlük de basmaya başlayan Gutenberg’in Mainz şehrine saldırdı. Gutenberg’in yetiştirdiği matbaacılar Avrupa’nın farklı şehirlerine kaçmak zorunda kaldı. Bu sayede yeni icat basım tekniği birçok Avrupa şehrine yayıldı. İşte o andan itibaren matbaacılık tüm dünyada hızla ilerlerken dünya daha hızlı dönmeye başladı ve matbaacılık insanlığın gelişimine büyük katkı sağladı.